İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gündeminde, Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün ‘siyasal casusluk’ suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü celsesinin detayları bulunuyor. Mahkeme heyeti, öncelikle Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) beklenen yazının dosyaya ulaşmasını ve sanıkların faaliyetleriyle ilgili herhangi bir rapor veya tespitin değerlendirilmesini talep etmişti. Önceki celselerde yaşanan belirsizlikler ve tutukluluk kararları bugün yeniden tartışılacak.
Duruşmaya, Hollanda Konsolosluğu temsilcileri, YENİ Parti Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, TGS Başkanı Gökhan Durmuş, Dilek İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın aileleri gibi geniş bir katılım vardı. Gazeteciler, siyasiler ve vatandaşlar da salonda duruşmayı yakından takip ettiler. Mahkeme salonu, sanıkların ve savunucuların yanı sıra, bu davayla ilgili çeşitli kesimlerden temsilcilerin yoğun ilgisiyle doluydu.
Ekrem İmamoğlu, duruşmada yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Özellikle ‘fon vurgunu’ tartışmalarına ilişkin yaptığı ifadeler, büyük bir öfke ve eleştiriyle doluydu. İmamoğlu, vatandaşın birikimlerinin çalındığını, Milyarlarca dolarlık bir vurgunun ortada olduğunu ve bu işin içinde olanların iktidarın fertleri olduğunu savundu. “Vatandaşın birikimi buharlaşmış, emeklinin tasarrufu çalınmış” sözleri, davadaki gerilimi daha da artırdı. İmamoğlu, aynı zamanda Devlet Denetleme Kurulu’nun Borsa İstanbul yönetim kurulu üyesi olması gibi iddialarla, iktidarın nepotizm ve yolsuzlukla dolu bir sistemin parçası olduğunu vurguladı.
İmamoğlu’nun açıklamaları sırasında, “Okuyunca şok oldum; devlet denetleme kurulunun başkanı aynı zamanda Borsa İstanbul yönetim kurulu üyesi! Haydi bakalım! Buna ne deriz, bunu nasıl anlatırız?” şeklinde yaptığı yorumlar, salonda büyük yankı uyandırdı. Ayrıca, “Sistem sistem diye; kişi kendinden bilir işi misali onların zihniyeti, yarattıkları sistem denetleyeni denetlenenle aynı koltuğa oturtur. Soyunu korur, sorgulayanı hapseder, konuşanın hesabını kapatır, susanı ödüllendirir” gibi ifadelerle, yargı sistemine yönelik derin bir güvensizliğin dile getirildi. Duruşmanın devamında, MİT’ten beklenen yazının dosyaya ulaşması ve mahkeme heyetinin sanıkların tutukluluk hallerini yeniden değerlendirmesi, davadaki en önemli noktalar olacak. Ayrıca, rahmetli Ali Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önünde canına kıydığı ve bu durumun fon soygununun faillerini koruduğu iddiaları da duruşmada gündeme gelebilir.