Beyaz Saray'da gerçekleşen basın toplantısında konuşan Başkan Trump, İran'ın nükleer silah geliştirme çabalarının küresel güvenlik üzerindeki etkisine dikkat çekerek, bu tehdidin bertaraf edildiğini ve artık barışın önünü açmanın zamanının geldiğini vurguladı. Trump, ‘Yakında, bu bölgedeki gerginliklerin son bulacağına ve yeni bir dönemin başlangıcına şahit olacağız’ diyerek, enerji fiyatlarında da önemli bir düşüş beklediğini ifade etti. Bu durumun, küresel ekonomiye ve enerji piyasalarına olumlu etkiler yaratacağını öngördü.
Trump, İran’ın nükleer kapasitesinin olası bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek yıkıcı senaryoların, İsrail gibi ülkeler için ciddi bir tehdit oluşturacağını ve Orta Doğu ile Avrupa’nın da benzer risklerle karşı karşıya kalabileceğini vurguladı. Bu bağlamda, ABD’nin bölgedeki güvenliği sağlamak için alacağı önlemlerin, uluslararası barışı destekleyeceğini ve istikrarı tesis edeceğini savundu. Ayrıca, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmenin, iki ülke arasındaki ilişkiler açısından stratejik bir kilometre taşı olduğunu ve bu ilişkinin gelecekte daha da güçleneceğini ifade etti.
Şi Cinping ile gerçekleştirilen görüşmenin, 0 ile 10 arasında değerlendirildiğinde 12 puan alması, Trump’ın Çin’e duyduğu memnuniyeti açıkça gösterdi. ABD-Çin arasındaki ticaret anlaşmazlıkları ve silah satışı konusundaki endişeler üzerine de açıklıklar getiren Trump, bu konuların çözüme kavuşturulabileceğine inandığını ve karşılıklı saygı ve işbirliğinin önemini vurguladı. İngiltere’de yaşanan ve İran bağlantılı olduğu düşünülen şüphelilerin gözaltına alınmasıyla ilgili olarak ise, ABD’nin İngiliz kolluk kuvvetleriyle yakın işbirliği içinde olduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirtti.
Son olarak, Kanada ile gümrük vergileri konusundaki gerilim ve bu durumun ABD-Kanada ilişkileri üzerindeki etkileri de tartışıldı. Trump, Kanada’nın uyguladığı vergilerin ‘adaletsiz’ olduğunu ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğini belirterek, Kanada’nın ABD’ye özür dileyeceğini ve gümrük politikalarını değiştireceğini öngördü. Bu durum, ABD’nin ticari hedeflerine ulaşmasında önemli bir adım olabileceğini gösteriyor.”}