Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın statüsü ve çevresindeki hassasiyetler nedeniyle yaşanan olaylar, son günlerde daha da yoğun bir şekilde yaşanıyor. Aşırı sağcı İsrail bakanı Itamar Ben-Gvir, polis koruması altında Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskınlarla bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Bu girişimler, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için kutsal önemi ve İsrail hükümetinin bu yapıyı kontrol etme çabaları arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor.
Ben-Gvir’in bu son baskını, Kudüs İslami Vakıflar İdaresinden alınan bilgilere göre, yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Ben-Gvir’in daha önce de Mescid-i Aksa’nın batı duvarındaki Burak Duvarı’nda Talmudik ayinler gerçekleştirmesi, bölgede hassasiyetleri artırmıştı. Bu tür provokatif eylemler, Filistinli topluluk tarafından açıkça kınanıyor ve uluslararası toplumda da tepkilere yol açıyor.
Bu durumun tırmanmasına katkıda bulunan bir diğer unsur ise, Yahudilerin “Sukot” (Çardaklar) Bayramı’nın üçüncü gününde İsrail polisi tarafından Mescid-i Aksa’ya yönelik yapılan baskınlar. Bu baskınlar, aynı zamanda Filistin topraklarının gasbedilmesiyle ilgili yaşanan travmatik olaylara da işaret ediyor. Bu tür düzenli baskınlar, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için kutsal bir mekan olmasının ihlal edilmesi olarak algılanıyor.
Öte yandan, bu baskınların yanı sıra, İsrail hükümeti tarafından Kattanin Çarşısı’ndaki Filistinli esnafa yönelik uygulanan kısıtlamalar da büyük tepki çekiyor. Çarşıdaki onlarca dükkan, kafe ve restoran, Yahudi ibadetlerinin yapılmasına imkan sağlanması amacıyla geçici olarak kapatılmak zorunda bırakılıyor. Bu durum, Filistinli esnafın ekonomik faaliyetlerini engellemekle birlikte, onların temel haklarını ihlal ediyor. Bu tür uygulamaların, bölgedeki gerilimi daha da tırmandıracağını ve daha fazla çatışmaya yol açabileceğini vurguluyor.
İsrail Yurttaş Hakları Derneği, bu kısıtlamaların kabul edilemez olduğunu savunarak, Kudüs Emniyet Müdürü ile görüşerek durumu çözmeye çalışıyor. Dernek, ibadetlerin ticari faaliyetleri engellemesinin veya bölge sakinlerinin evlerinden çıkmasını kısıtlamanın gerekçesi olmadığını vurguluyor. Bu tür kısıtlamaların yerine, ibadet güzergahının değiştirilmesi, saatlerin kısaltılması veya bölgeye daha fazla polis gönderilmesi gibi alternatiflerin uygulanması gerektiğini savunuyor.
Sonuç olarak, Mescid-i Aksa’ya yönelik sürekli baskınlar, Kudüs’te gerilimin tırmanmasına ve Filistinli topluluğun haklarının ihlal edilmesine yol açıyor. Bu tür provokatif eylemlerin durdurulması ve bölgedeki hassasiyetlerin gözetilmesi, uluslararası toplum tarafından öncelikli olarak ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.