Türkiye’nin geleceği ve bölgesel konumunun stratejik önemine dikkat çeken Bilal Erdoğan, 18. Milli İrade Buluşması’nda önemli değerlendirmelerde bulundu. Platformlar ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) toplumsal dayanışma ve gelişimdeki rolüne vurgu yaparak, Türkiye’nin mevcut zorlu koşullara karşı daha etkin ve güçlü bir şekilde mücadele etmesi gerektiğini savundu.
Erdoğan, son 15 yılda sivil toplumun güçlenmesini ve işbirliği kültürünün gelişmesini, Milli İrade Platformu, Eğitime Destek Platformu, Türkiye Gençlik STK’ları Platformu ve Filistin’e Destek Platformu gibi platformların çalışmalarının bir göstergesi olarak değerlendirdi. Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın ise 11 farklı tema altında çalışmalarını ve 4 gelişim alanındaki stratejik hedeflerini vurgulayarak, sivil toplumun kapasitelerinin güçlendirilmesine yönelik çabaların devam edeceğini ifade etti. Özellikle Filistin’e yönelik destek çalışmalarının, uluslararası arenada Türkiye’nin duruşunu güçlendirdiğini belirterek, vakfın bu alandaki faaliyetlerinin önemine işaret etti.
Dünyanın mevcut karmaşık ve kriz dolu dönemine işaret eden Erdoğan, Ukrayna-Rusya Savaşı, Filistin’deki çatışma ve İran’a yönelik saldırılar gibi küresel sorunların Türkiye’nin önündeki en büyük engeller olduğunu vurguladı. Son 23 yılda Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın dirayetli liderliği sayesinde elde edilen başarıların, bu zorlu koşullarda daha da ön plana çıkması gerektiğini belirterek, ülkenin gelecekte daha da güçlü ve etkin bir ülke olma potansiyelinin altını çizdi. Türkiye’nin, bölgesinde istikrarı tesis eden ve “nizam” kuran bir ülke olarak öne çıkması gerektiğinin altını çizdi.
Erdoğan, sivil toplumun rolüne ilişkin olarak, siyasetin öne çıkan aktör olmasının yanı sıra, sivil toplumun karar vericilere yol gösterme ve destek olma sorumluluğunun arttığını ifade etti. Uzmanlık alanlarında kaliteli işler üreterek, karar vericilere destek olunması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye’nin İslam alemine örnek olmasını ve daha güçlü bir toplum olarak ilerlemesini sağlayacak bir sivil toplumun önemine dikkat çekti. Avrupa’daki Müslüman diasporasının güçlenmesi ve diğer Müslüman topluluklara örnek olma potansiyelinin, Türkiye’nin küresel etkinliğini artıracağını belirterek, sivil aklın ve zihniyetin tüm dünyadaki mazlum Müslüman toplulukların temsilini güçlendirmesi gerektiğini söyledi.