ABD’nin İsrail’e olan tutumu, son anket verileriyle birlikte ciddi bir dönüşüm geçiriyor. Pew Research’ün yayınladığı nisan ayı anketi, yetişkinlerin yüzde 60’ının İsrail’e olumsuz bakış açısı sergilediğini ortaya koyarken, bu durum sadece bir eğilimin ifadesi değil, aynı zamanda kamuoyunda hissedilen derin bir şüphe ve endişenin de göstergesi. Beyaz Evanjelikler gibi İsrail’e daha yakın gruplarda bile olumlu görüşlerin yüzde 65’te kalması, desteğin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Anketler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya olan güvenin de azalmakta olduğunu gösteriyor. Özellikle, Temmuz ayında yapılan AP-NORC anketi, katılımcıların yarısının Netanyahu’ya güvenmediğini ortaya koymuş. Bu durum, İsrail politikalarının ve Netanyahu’nun liderliğine yönelik bir eleştiri olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yönelik artan eleştiriler de bu güven eksikliğinin bir yansıması olarak görülebilir.
Bu gelişmelerin en çarpıcı örneklerinden biri, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin yükselişi oldu. Netanyahu, Mamdani’yi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında hedef alarak, New York’taki bazı Yahudilerin kentte kendilerini güvende hissetmediklerini öne sürmüştü. Mamdani ise antisemitizm karşıtı duruşuyla dikkat çekmiş, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararını uygulamaya yönelik iddialara karşı kafa tutmuştu. Bu durum, İsrail’e yönelik kamuoyunun artan tepkisinin sadece bir duygu meselesi olmadığını, aynı zamanda politik arenada da etkili bir güç olduğunu gösteriyor.