Edirne'nin gizli hazinesi, yüzyıllardır süregelen bir gelenekle üretilen Karaağaç acı biberi. Bu eşsiz ürün, sadece bir baharat değil, aynı zamanda coğrafi işaretin ve nesiller boyunca aktarılan bir mirastır. Mayıs ayında toprağa ekilen, dedelerden kalma tohumlarla yetiştirilen biberler, şimdi taptaze bir hale gelmeye hazırlanıyor.

Üretim süreci, doğanın ve insan emeğinin mükemmel bir uyumunu sergiliyor. Biberler, tarladan sofraya uzanan uzun bir yolculuğa çıkmadan önce, imece usulüyle özel olarak hazırlanmış gölgelik alanlara asılıyor. Güneşin zararlı etkilerinden korunarak, doğal kuruma yöntemiyle işleniyorlar. Bu süreçte, biberlerin özü yavaş yavaş yoğunlaşıyor, lezzeti katlanarak artıyor. İşçiler, biberleri tek tek ipe dizerek asıyor ve her birinin kuruma sürecini yakından takip ediyor.

Karaağaç biberi üreticisi Tunahan Ule, kullanılan tohumların ailede nesilden nesile aktarılan bir sır olduğunu vurguluyor. “Yetiştirdiğimiz biberin tohumu, dedelerimizin dedelerinden kalma bir mirastır. Bu tohum, biberimizin en önemli özelliğini belirleyen, lezzetini şekillendiren anahtardır. Kuruma sürecimiz yaklaşık 1,5-2 aylık bir zaman dilimi sürer ve bu süre boyunca biberlerimizi doğrudan güneş ışığına maruz bırakmamaktayız. Çünkü güneş, biberin kalitesini düşürür.” şeklinde konuştu.