Bir dostun sesi, zamanın yükünü taşımıştı. Fethullahçı iddialarıyla ilgili, yıllar önce hedefte olan, takip edilen, hapis cezası çeken bir arkadaşım bana yaklaştı. Onun anlatımı, geçmişte karanlıkta kalmış bir olayın acı gerçeklerini yeniden gün yüzüne çıkarmak için bir duyguya dönüştü. ‘Benim dosyam mesela, devletimiz nedense bu polisleri bulamıyor!’ diyordu, sanki bir sır gibi, bir adaletsizlik gibi.
2013 yılının ortalarındaki olaylar, İstanbul Emniyeti’nde bir bilgisayar sisteminin keşfiyle başladı. Bu sistem, 2008 ile 2013 yılları arasında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yürütülen 355 soruşturmayı barındırıyordu. 14 bin 839 kişinin dinlenildiği bu sistemde, 21 bin 85 adet iletişim kaydı daha bulunmuştu. Ancak en şok edici kısım, 7 bin 841 ayrı fişleme notuyla ortaya çıktı. Bu notlar, Alevi inancına sahip olma, farklı inançlara mensup olma, cinsel yönelimler, hatta yaşam tarzı gibi kişisel özelliklere dair detaylar içeriyordu. Bu fişlemeler, hukuka aykırı bir şekilde toplanmış ve uzun yıllar boyunca saklanmıştı.
Bu skandal, 2014 yılında tespit edilmiş olmasına rağmen, iddianame yazılmasına uzun süre gelmişti. Birçok üst düzey, ancak şu an görevden ayrılmış Emniyet mensubu, “göz yummaktan” yargılanmaya başlandı. Ancak mesele, bir türlü çözüme kavuşturulamadı. İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesi, 12 Haziran’da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne, fişleme notlarının tutulduğu teknik büronun hangi kısmında, hangi memur tarafından tutulduğu sorusunu sordu. Ancak terörle mücadele şubesi, “Bir tespit yapılamamıştır” cevabını vererek, faili tespit edemedi.
Bu durum, 15 bin insanın fişlendiği büyük bir skandalın, sadece bir “tozlu dolap” olarak kalmasına neden oldu. Bir yandan, faili tespit edemeyen bir sistem, diğer yandan, hukuka aykırı fişlemelere imza atan ve bu fişlemeleri tutan polisleri “bulamayan” bir yapı, adalete ulaşmayı engelliyordu. Bu skandalın, geçmişle hesaplaşma yerine, üstü örtülü bir cezasızlık zırhı işletme potansiyeli taşıdığı ortadaydı. Bir yandan, mağdurlar, fişlemeler ve sistem ortadayken, diğer yandan faili meçhul kılan irade sürdükçe, bazı olaylar sadece kapağı aralanıp tekrar kapatılmak üzere açılıyordu.