Türkiye’nin finans piyasalarında yankı bulan karmaşık bir durum, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından şekillendi. Kurul, vergi geliri sağlayan, istihdam yaratma potansiyeli taşıyan şirketlerin taleplerini reddederken, aynı zamanda piyasadaki bazı aktörlerin oyun alanını genişletmeye çalışıyor. Bu durum, yatırımcı güvenini sarsarken, bağımsız medyaya yönelik bir sansür ortamı yaratma potansiyeli taşıyor.

Sözcü Gazetesi’nin 750 milyon lira nominal değerli bir borçlanma aracı ihracı başvurusu, SPK tarafından rasyonel bir gerekçe sunulmadan reddedilmiş durumda. Kurul’un bu tavrı, piyasadaki şeffaflık eksikliği ve potansiyel olarak manipülatif uygulamalarla ilgili ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. SPK’nın bu çifte standardı, piyasanın sağlıklı bir şekilde işlemesini engelleyen bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Bu gelişmelerin merkezinde, üretim durdurulmuş, fabrikalarını satmış ve tek bir çalışan barındırmayan “tabela” şirketlerin yükselişi yer alıyor. Bu şirketler, borsada 66 farklı firma arasında sıyrılarak, toplam çalışan sayısı Sözcü’nün 505 kişilik istihdamına kıyasla yetersiz kalıyor. Ancak bu şirketler, yıllık 1.5 milyar lira cirosuyla medya sektörünün önde gelen oyuncularından biri haline gelmiş durumda. Bu durum, piyasanın dengesizliğinin ve spekülatif uygulamaların bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Özellikle Tera Holding ve Vişne Madencilik gibi şirketlerin halka arzları, SPK tarafından verilen onaylarla büyük oranda yükselerek, yatırımcıların zararına olmasına neden oldu. SPK’nın bu durumla ilgili aldığı cezalar ise, sorunun çözülmediğini ve piyasanın güvenliğine dair ciddi risklerin devam ettiğini ortaya koyuyor. SPK’nın, vergi ödeyen, istihdam yaratan şirketlerin taleplerini reddetmesi ve Sözcü’ye uyguladığı sansür, Türkiye’nin finans piyasalarındaki adaletsizliklerin ve risklerin en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçebilir.