CHP'nin siyaset sahnesindeki son yıllarda sergilediği performans, bir bakıma çelişkilerle dolu bir hikaye sunuyor. İki farklı siyasi aktörün, İstanbul ve Ankara'daki başarıları, aslında partinin temelinde yatan yapısal sorunları ve stratejik hataları gözler önüne seriyor. Başlangıçta umut vadeden bu zaferler, kısa sürede birer birer hayal kırıklığına dönüşmüş durumda. Bu durum, CHP'nin uzun vadeli hedeflerine ulaşma kapasitesini ciddi şekilde sorgulanabilir hale getiriyor.
Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'a başkan atanması, ilk günden itibaren CHP'nin beklediği gibi bir dönüşümün gerçekleşmedi. Yönetim anlayışında belirgin bir farklılık ve partinin genel ideolojisine ters düşen bazı kararlar, İmamoğlu'nun CHP'ye değil, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini gösteriyor. Bu durum, İBB'de toplanan kaynakların CHP kurultayına “şaibe” karıştırılması ve partinin ele geçirilmesi gibi olaylarla daha da derinleşmiş, partinin itibarını zedeledi. Mansur Yavaş da benzer bir tablo çiziyor, ancak siyasi hedefleri ve partiden uzak duruşuyla bu durumu farklı bir perspektife yerleştiriyor.
Bu iki aktörün CHP içindeki etkileri, partinin geleceği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Bir yanda, İstanbul'a başkan olarak atanan ve kendi menfaatlerini ön planda tutan İmamoğlu, diğer yanda ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak partiden ayrılan Yavaş, partinin kimliğini ve siyasi stratejisini belirsizleştiriyor. Bu durum, CHP'nin seçmen kitlesi üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Yıllarını CHP'ye adamış binlerce genç ve kadın CHP'li, birbirine düşman olmuş, partinin ideolojik temelleriyle bağını koparmış durumda. “Butlan CHP’si” olarak aşağılanma ve gidenler için “Hırsız” suçlamaları, partinin içinde yarattığı bölünmüşlüğü ve çöküşü daha da pekiştiriyor.
CHP'nin karşı karşıya olduğu en büyük sorun, seçmen kitlesinin önemli bir bölümünün kaybı. Yüzde 25'in altına düşen oy oranları, partinin siyasi konumunu ciddi şekilde zayıflatıyor. Bu durumun altında yatan nedenler, partinin ideolojik tutarsızlığı, liderlik eksikliği ve stratejik hatalar bulunuyor. CHP'nin geçmişte farklı görüşlerden insanları içine alması ve başka partiler de benzer bir yol izlemesi, ancak hiçbiri alınan aktörlerin “dükkân içinde dükkân açmasına” izin vermemesi, partinin geleceği için önemli bir ders teşkil ediyor. CHP'nin, AK Parti'yi zayıflatma çabası, aslında kendini zayıflatmış ve kendi içindeki sorunları daha da derinleştirmiştir. Şimdi, kaç belediye başkanı CHP kimliği altında Yeni Parti'ye çalışıyor, Mansur Yavaş gibi CHP'li görünen ama aslında başka partilere hizmet veren belediye başkanları kimler? Bu sorular, CHP'nin geleceği için önemli ipuçları sunuyor. Eğer CHP bu sorunları çözemezse, siyasi sahnedeki varlığı daha da azalacak ve partinin geleceği belirsizleşecektir.”}p>