Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki (BMGK) dikkat çekici bir konuşmada, piyasalardaki yaşanan belirsizliklere ve BM’nin yapısındaki adaletsizliklere yönelik güçlü ifadeler sergiledi. ‘Fon krizi’ olarak adlandırılan soruşturmanın etkilerini değerlendirirken, hukukun üstünlüğünün ve hesap verebilirliğin önemine vurgu yaparak, güvenli bir ortam yaratma hedefiyle hareket ettiğini açıkça belirtti.
Erdoğan, sermaye piyasalarındaki olayın, Türkiye ekonomisine yönelik bir risk oluşturmadığına dikkat çekerek, piyasanın tamamına dair bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Bu durumun, Türk Borsası’na karşı haksız bir yaklaşım teşkil etmediğini vurgulayarak, ilgili kurumların sorunun üstesinden gelmek için kararlı bir şekilde çalıştığını ifade etti. Yargı yetkisinin kapsamlı bir soruşturma başlatmış ve gerekli adımları atacağını belirterek, sorumluluğu olanların hukuk önünde hesap vermesini kesin bir dille ilan etti. Bu süreçte, insanları tedirgin eden ve panik yaratan davranışların önüne geçilmesinin de öncelikli hedef olduğunu vurguladı.
Konuşmasının ilerleyen kısımlarında, ‘Terörsüz Türkiye’ olarak bilinen çözüm süreci, ABD ve İran arasındaki gerilimler ve Mekke İttifakı’na dair görüşlerini paylaştı. Bu süreçte, Türkiye’nin bölgesel ve küresel arenadaki rolünün önemine dikkat çekerek, terörle mücadeledeki kararlılığını ve birlik-beraberlik ruhunu pekiştirdi. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler’in reform ihtiyacına işaret ederek, BM’nin yapısının, tüm üyelerin hakkaniyetli bir şekilde temsil edilebileceği bir sisteme geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Veto yetkisinin, küresel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak kabul edildiğini ve bu mekanizmanın kaldırılması gerektiğini savundu.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in günümüzdeki yapısının, 190’dan fazla ülkenin iradesini 5 ülkenin kontrolüne bırakarak adaletsiz bir durum yarattığını belirterek, Afrika, Asya, Latin Amerika, İslam dünyası ve Avrupa gibi farklı bölgelerin kendi tecrübeleri ve iradeleri doğrultusunda küresel sistemde hakkaniyetli bir şekilde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. Genel Kurul’un güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesi, küresel sorunlara çözüm üretme kapasitesinin artırılması açısından kritik bir adım olarak değerlendirildi. Türkiye’nin, bu reform sürecinde aktif rol alarak, küresel istikrar ve huzura katkıda bulunmaya devam edeceğini ifade etti. Son olarak, benzer bir sorunun tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemelerle gerekli tedbirlerin alınacağını, sürecin şeffaf ve hassas bir şekilde yürütüleceğini ve neticeye kısa sürede ulaşılacağını söz verdi.