Avrupa’nın enerji arz hattı, beklenmedik bir krizle karşı karşıya. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve ardından gelen Suudi Arabistan’daki sabotaj, petrol akışını keserek Avrupa’da akaryakıt kıtlığına yol açtı. Fransa, bu durumun en acı sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri haline geldi. Benzin ve motorin bulmakta zorlanan istasyonların yüzdesi, ülke genelinde alarm verici bir şekilde yükseldi.

18 Eylül itibarıyla Fransa’daki akaryakıt istasyonlarının %11’inde benzin veya motorin stokları tükendi. Bu durum, sadece birkaç gün öncesindeki %9 seviyesine kıyasla önemli bir artışı gösteriyor. Bu artışın altında yatan nedenler, küresel petrol piyasalarındaki belirsizlikler, Avrupa’nın rafineri kapasitesindeki düşüş ve özellikle dizel yakıtına olan dış bağımlılık gibi faktörler bulunuyor. Fransız ekonomisinde, bu durum ciddi bir etki yaratma potansiyeli taşıyor.

Bu acil durum, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından da yakından takip ediliyor. Macron, Élysée Sarayı’nda, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önde gelen adaylarının da katılımıyla acil bir toplantı düzenledi. Toplantıda, akaryakıt kriziyle mücadele etmek ve alternatif enerji kaynaklarına yönelmek için alınacak önlemler tartışıldı. Avrupa Birliği’nin rafineri kapasitesindeki düşüş ve bu durumun uzun vadeli etkileri de toplantı gündemine alındı.

Fransa’da durum, diğer bölgelerde de benzer şekilde hissediliyor. Grand Est bölgesinde istasyonların %16’sında yakıt bulunamazken, Occitanie’de bu oran %14’e, Île-de-France’da ise %7’ye yükseldi. Dizel fiyatları da bu artışın etkisiyle hızla yükselişe geçti. Motorinin litre fiyatı, 18 Eylül’de ortalama 2,378 euro civarında bulunurken, aylık artış yaklaşık %7’yi buluyor. Macron hükümeti, bu artan enerji maliyetlerinin vatandaşlar üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla yeni bir destek mekanizması üzerinde çalışıyor. Ancak, küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler ve Suudi Arabistan’daki Doğu-Batı petrol boru hattı saldırısı, bu destek mekanizmasının etkinliğini ciddi şekilde etkileyebilir.