Trabzon’da faaliyet gösteren 360 Haber’in sahibi Hatice Aksoy ve yazı işleri müdürü eşi Muhsin Aksoy, son zamanlarda dikkat çeken bir olayla gözaltına alındı. AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman’ın terör örgütü PKK’nın önde gelenleri ve İmralı’daki liderleriyle ilgili yaptığı açıklamaları haberleştirmeleri, gece saatlerinde gerçekleşen bir operasyonla birlikte gözaltına edilmelerine neden oldu. Bu durum, medya özgürlüğüne yönelik ciddi bir endişe yaratırken, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Olayın detayları, Muhsin Aksoy’dan yapılan açıklamalarla ortaya konuldu. Haber yayımlanmasının ardından kısa bir süre sonra Ataman’ın eşi Atilla Ataman tarafından telefonla tehdit edildiğini belirten Aksoy, daha sonra sitelerine sivil polislerin geldiğini ifade etti. İfadelerine göre, gözaltı kararı herhangi bir resmi yazılı belgeyle iletilmemiş, ancak emniyette kendisine haberin kaynağı ve yayınlanma gerekçesiyle ilgili sorular yöneltilmiş. Aksoy, bu durumu, ‘zaten ulusal basında ve sosyal medyada gündeme gelmiş bir haberi, son gelişmelerden dolayı yayınlamaktan çekinmediğimiz’ şeklinde yorumladı.
Bu süreçte, Aksoy çifti, 1,5 yaşındaki çocuklarını yanlarında götürmek zorunda kalmış, avukatlarının eşliğinde ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılmışlardır. Ancak, bu olay sadece gazetecilerin gözaltına alınmasıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda sosyal medyada da sansür uygulamaları başlatılmış. Trabzon İl Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine, 21 Eylül 2026 tarihli kararla 5 farklı sosyal medya içeriğine 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişim engeli getirilmiştir. Bu durum, ifade özgürlüğüne yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişmeleri değerlendiren Çağdaş Gazeteciler Derneği Doğu Karadeniz Şube Başkanı Gençağa Karafazlı, gazetecilerin gözaltına alınması ve haberlerine erişim engeli getirilmesinin, basın özgürlüğü açısından kabul edilemez bir durum olduğunu vurguladı. Karafazlı, sürecin şeffaf bir şekilde ve tüm boyutlarıyla araştırılması gerektiğini, aksi takdirde ifade özgürlüğünün korunmasının mümkün olmayacağını ifade etti. Bu olay, medya özgürlüğünün korunması ve sansür uygulamalarına karşı durulması çağrısı olarak da yorumlanıyor.