Türkiye’nin yürek burkan bir haberi daha: Ankara’da 12 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik iddialı cinsel istismar davasında, sanık Ç.E., elektronik kelepçeli ev hapsinden firar etmiş ve bir yılı aşkın süredir karakol deliklerinde kalmıştı. Ancak, mahkeme, sanığın ifadesinin alınmasının ardından, beklenmedik bir karar vererek, sanığın serbest bırakılmasına hükmetti. Bu karar, adalet sistemine olan güveni sarsıcı bir gelişme olarak kamuoyunda büyük tepki topladı.

Olayın merkezinde, 2006 doğumlu Ç.E. adlı genç kızın, bir süre önce meydana gelen ve Cumhuriyet’in haberleşmesiyle kamuoyuna duyurulmuş bir istismar vakası yer alıyordu. Savcılığın tutuklama talebi reddedilmiş, sanık elektronik kelepçe takılarak evine hapsedilmişti. Ancak, sanık, 29 Ağustos 2025 tarihinde ev hapsinden kaçarak, soruşturmanın devam etmesine engel olmuştu. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16 Eylül’de verdiği ara kararla, sanığın ifadesi alınmasının ardından serbest bırakılmasına hükmetmesi ise, yargılamanın akışını tamamen değiştiren bir dönüm noktası oldu.

Duruşmada, sanığın mağdurun yaşını bilmediği iddiaları ortaya atılmış, tanık ifadeleri dikkat çekici detaylar sunmuştu. Tanık, mağdurla 5 yılda en fazla 5-6 kez karşılaşmış ve mağdurun psikolojisinin yerinde olmadığını belirtmişti. Ancak, sanığın avukatının sunduğu savunma, mağdurun yaşı ve görünümü hakkındaki iddiaları tamamen tersine çevirmişti. Avukat, mağdurun “kalıplı, hafif kilolu, boyu yaşına göre uzun” olduğunu, hatta alkollü mekanda çekilmiş fotoğraflarının varlığını vurgulayarak, sanığın yaşını yanlış anlamış olabileceğini ileri sürmüştü. Sanığın avukatının, mağdurun ailesinin ayrı yaşadığını ve düzenli olarak yanında kaldığı babasıyla ilişkisinin olduğunu belirtmesi ise, çelişkili ifadelerle daha da karmaşık bir tablo oluşturmuştu.

Dosyada yer alan mesajlaşmalarda, sanığın mağdura yönelik tehditleri ve cinsel istismarı kabul ettiği ifadeleri yer alıyordu. 25 Ağustos 2025 tarihli adli muayene raporunda cinsel istismar bulguları, 14 Kasım 2025 tarihli bilirkişi raporunda ise WhatsApp mesajlarında sanığın suçu ikrar ettiği ve mağdur üzerinde cinsel tahakküm kurduğu değerlendirmesi yapılmıştı. Bu bulgular, sanığın suçlu olduğuna dair güçlü deliller sunarken, mahkeme kararı, adalet arayışını daha da zorlu hale getirmişti. Olayın ardından, mağdurun ailesi ve kamuoyu, sanığın serbest bırakılmasına büyük bir tepki göstermiş, adaletin tecelli etmesi için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı.