Uluslararası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), küresel ekonomik manzaranın karmaşıklığını yansıtan yeni bir rapor yayınladı. Rapor, ‘Arka Arkaya Şoklarla Başa Çıkmak’ başlığı altında, Türkiye ekonomisinin büyüme hedeflerini ve bu hedefleri etkileyebilecek küresel riskleri detaylı bir şekilde ele alıyor. Raporda, dünya ekonomisinin ilk yarıdaki yavaşlamasına rağmen, birçok ülkenin büyüme direncinin devam ettiği vurgulanıyor.
Raporun merkez noktasını, 2026 ve 2027 yıllarına yönelik büyüme projeksiyonları oluşturuyor. Buna göre, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında %2,7’lik, 2027 yılında ise %3,6’lık bir büyüme potansiyeli öngörülüyor. Bu oranlar, küresel ekonomik büyüme hedeflerine kıyasla, dünya ortalamasının altında kalmasına rağmen, aynı dönemde dünya ekonomisinin %2,9 ve %3’lük büyüme hedeflerine ulaşmasını hedefliyor. Ancak bu hedefler, önemli küresel risklerin varlığı altında şekilleniyor.
Rapor, Orta Doğu’daki jeopolitik belirsizliklerin, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların ve enflasyonist baskıların Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Üretimdeki darboğazlar, rafineri marjlarındaki yüksek oranlar, tüketici fiyatlarındaki artışlar ve işletmelerin maliyet artışları gibi faktörler, ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemeye devam ediyor. Ayrıca, gümrük vergilerindeki değişiklikler ve ihracat kısıtlamaları gibi ticaret politikalarındaki belirsizlikler, tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarak büyüme potansiyelini daha da azaltıyor.
OECD, uzun vadeli mali riskler, yapay zeka şirketlerinin tahvil piyasasına olan yoğun ilgisi ve artan faiz oranları gibi konulara da odaklanıyor. Bu faktörlerin bir araya gelmesiyle birçok ekonomide uzun vadeli faiz oranları 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Rapor, 2027 yılında yapay zeka yatırımlarının ve enerji fiyatlarındaki olası düşüşün ekonomik aktiviteyi destekleyebileceğini belirtirken, küresel enflasyonun kısa vadede hızlanması ve enerji piyasalarındaki belirsizlikler nedeniyle büyüme ve enflasyon tahminlerinin önemli ölçüde belirsizlikler içerdiğini uyarıyor. Sonuç olarak, rapor, Türkiye ekonomisinin büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için küresel riskleri dikkatli bir şekilde yönetmesinin önemini vurguluyor.”} attı. 2027'de ise %3'e indirildi.