Ekonomi eski Bakanı Nihat Zeybekçi’nin liderliğindeki AKP Ekonomi İşleri Başkanlığı’nın, 830 milyar liralık fon krizinin ardından SPK’nın yetkilerine dair yaptığı açıklama, siyasi arenada geniş yankı uyandırdı. Açıklamada SPK’ya şu tanımlama yapıldı: “Tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak ekonomik büyümeye kaynak yaratılmasını desteklemek, sermaye piyasalarının güven, şeffaflık ve istikrar içinde çalışmasını sağlamak ve yatırımcıların hak ile yararlarını korumak amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip düzenleyici ve denetleyici bir kamu kurumudur.” Ancak bu resmi tanımlama, tepki veren siyasi aktörler tarafından çarpıcı bir şekilde eleştirildi.
Gelecek Partisi Genel Başkanvekili Ayhan Sefer Üstün, açıklamayı alaycı bir şekilde değerlendirerek, SPK’nın “Teflon tava gibi görünmek her zaman işe yarar” ifadesini hatırlatarak, kurumun etkisizliğine işaret etti. Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya ise, La Fontaine masallarının artık geçerli olmadığını ve AKP’nin kendi “masalları”nın başladığını savundu. Yeni Parti Lideri Özgür Özel’in ekonomi ekibinde görevli Yalçın Karatepe, AKP’nin SPK’ya sorumluluğu yıkmaya çalıştığını ve bu durumun halkın haklarını koruma konusunda kurumun yetersizliğini gösterdiğini vurguladı. Serkan Özcan (Gelecek Partisi) ise, bu ilk defa olduğunu belirterek, Erdoğan’dan önce Ak Parti adına açıklama yapılmasının, partinin unutulmuş siyasi reflekslerini yeniden gün yüzüne çıkardığını ifade etti. Ayrıca, kurumların özerkliğinin, 128 milyar doların “arka kapıdan satılması” gibi durumlarda nasıl ihlal edildiğine dikkat çekti.
Açıklamanın ardından, sosyal medyada yüzlerce yorum yapıldı. AKP ve Erdoğan destekçileri, ekonomik zorlukları ve faizli desteklerden kaynaklanan sorunları dile getirerek, SPK’dan çözüm beklediklerini ifade ettiler. Örneğin, “Reis altını, dolarları boz dedi bozduk. Herkes pandemide 0.60 faizle ev araba villa aldı biz haram dedik almadık. Fonla alakası olmayan hisse aldık ve yine battık. Eğer bu SPK ve beslemeler içeri alınıp hesap sorulmazsa bir daha oy vermem!” gibi ifadeler, ekonomik sıkıntıların ve yanlış politikaların sonuçlarını gözler önüne serdi. Esnafın durumu, “Esnafı bitirdiniz, kötü ekonomi esnafın suçu değildi. Destek adı altında bizi faize boğdunuz. Şimdi de tekrar hacizler blokeler başlayacakmış diye haberler” şeklinde dile getirildi.
Tepkiler, kurumların bağımsızlığının ve hesap verebilirliğinin sorgulanması üzerine yoğunlaştı. “Bakan Mehmet Şimşek var oldukça muhalefete gerek yok” yorumu, SPK’nın rolünün ve etkisizliğinin tartışılmasına yol açarken, “İğneyi kendinize, çuvaldızı başkasına batırın. Kağıt üzerinde yatırımcıyı korumak yazı-yor ama pratikte küçük yatırımcı sahipsiz” çağrısı, yatırımcıların korunması konusundaki eksiklikleri işaret etti. Halkın beklentileri ve ekonomik kaygıları, “Hakkımız helal değildir. Altın, dolar almayın diye tavsiyelerde bulunuyor-dunuz, şimdi bunu nasıl hangi yüzle diyeceksiniz? Geleceğimizi kararttınız. Mahvolduk yıllarımızın birikimi içerde kaldı ay sonunu getirecek paramız kalmadı” şeklinde dile getirildi. Psikolojik etkiler de göz ardı edilmedi: “Psikolojimiz bozuldu paramızı almamıza yardımcı olun biz devlete güvenerek girdik.” Son olarak, “Görevini layıkıyla yapmayanı görevden alın, yargılayın varsa cezasını çeksin. Herkes burnundan soluyor bu işin sonu felakete gidiyor” çağrısı, sorumluluk ve hesap verebilirlik ilkelerinin önemini vurguladı. Bu durum, SPK’nın gelecekteki rolüne ve güvenilirliğine dair ciddi soruları beraberinde getirdi.