İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) ‘hayali asfalt’ tartışmaları, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratırken, bu durumun sadece İBB’nin değil, birçok şirketin ihalelerdeki rolünü de sorgulanır hale getirmiş durumda. 600 bin ton asfaltın sadece 60 bin tonunun döküldüğü iddialarıyla başlayan süreç, şimdi farklı şirketlerin devasa miktarlarda asfalt ihalesi kazanmasıyla daha da karmaşık hale geliyor.
Ege Asfalt, Faruk Öndaş’ın bağlı olduğu şirketlerden biri olarak, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden sırayla ihaleler alıyor. En son, ‘Kınalı Ayrımı-Tekirdağ-Barbaros Liman Kavşağı Ayrımı Devlet Yolu Üstyapı Yenilenmesi Yapım İşi’ ihalesini kazanarak 70 kilometrelik bir yolun yenilenmesine başlamış. Ancak bu ihale, şirketin geçmişteki iddialarıyla birlikte şüpheleri artırıyor. Benzer şekilde, Alke İnşaat ve Ek-Pet İnşaat ortaklığıyla yaptığı ihale, Sakarya-Kocaeli arası içmesuyu hattı projesini kazanırken, Çamlıbel Tüneli ihalesini de Ege Asfalt ile birlikte kazanarak büyük miktarlarda para transferi yapmayı sürdürüyor.
Bu durum, özellikle Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür’ün ‘Hayali asfaltla soyulan şehir’ başlıklı yazısında dile getirilen şüpheleri yeniden gündeme getiriyor. Övür, yapılan işlerin ve harcanan paranın orantısızlığını vurgulayarak, bu asfaltın ‘hayalet asfalt’ veya ‘kuantum asfalt’ olarak adlandırılması gerektiğini savunuyor. BDDK’nın Ege Asfalt’ın hesap hareketlerini incelemesi ve İBB’nin soruşturması da bu şüpheleri destekliyor. Bu durum, ihalelerin şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor.
İhalelerin sonuçları, sadece şirketlerin değil, kamuoyunun da dikkatini çekiyor. Bu tür durumlarda, ihalelerin nasıl yapıldığı, değerlendirme süreçleri ve sözleşmelerin detayları gibi konularda daha fazla açıklık sağlanması, kamu yararını koruma açısından büyük önem taşıyor. Bu iddialar, gelecekte benzer projelerde daha dikkatli ve şeffaf bir yaklaşımın benimsenmesini sağlayabilir.