Uluslararası kargo taşımacılığında, uzun süredir devam eden vize süreçlerindeki karmaşıklık ve yüksek reddedilme oranları, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticareti kritik bir eşiğe getiriyor. Özellikle Schengen bölgesindeki kalış süresi sınırlamaları, uluslararası sürücülerin hareketliliğini engelliyor ve bu durum, ticari akışları aksatan bir krize dönüşmüş durumda.

Bu kriz, yalnızca Türk ihracatçılarını doğrudan etkilemiyor. Türkiye’de faaliyet gösteren, Avrupa sermayesiyle kurulan binlerce şirket ve Avrupa fabrikalarının ham madde ihtiyaçlarını karşılayan tedarik zinciri, bu durumdan olumsuz etkileniyor. Sektör uzmanları, krizin çözülmemesi halinde Avrupa ekonomisi üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, tedarik süreçlerini uzatırken, işletmelerin karlılığını ve rekabet gücünü doğrudan tehdit ediyor.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Şerafettin Aras, vize sorununu ‘yapısal bir kriz’ olarak tanımlıyor. Vizesi geciken veya reddedilen sürücüler için yedekleme imkanı bulmanın zorluğunu, araçların atıl kalması, yüklemelerin ertelenmesi ve ihracatçının alternatif maliyetli çözümler üretmek zorunda kalması gibi sorunları da vurguluyor. Aras, bu durumun, teslimat sürelerini uzatarak ve taşımacılık maliyetlerini artırarak, ekonomik kayıplara yol açtığını belirtiyor.

Krizin en kritik unsurlarından biri, sürücülerin Schengen bölgesindeki kalış sürelerinin sınırlı olması. 29 ülkeye yayılan ve 4 milyon kilometreden fazla alanı kapsayan Schengen bölgesinin, mesafelerin uzamasına rağmen profesyonel sürücülerin 90/180 günlük kuralına tabi tutulması, sistemi tamamen kilitlemiş durumda. Sınır kuyrukları, grevler, yol çalışmaları ve sürüş yasakları nedeniyle sürücüler sürekli olarak beklemek zorunda kalırken, Dijital Giriş/Çıkış Sistemi ile bile birkaç günlük gecikme, sınır dışı kalma riskine yol açabiliyor. Bu durum, profesyonel sürücüler için ayrı bir statü oluşturulmasını ve 90/180 günlük kuralının lojistik gerçeklerine göre yeniden düzenlenmesini talep ediyor.”}p>