Dünyanın en kırılgan noktalarında, insanlığın temelleri sarsılıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, son dönemde yaşanan olayları, sadece coğrafi bir çatışma olarak değil, aynı zamanda küresel değerlerin ve uluslararası hukukun temel prensiplerine karşı bir meydan okuma olarak tanımlıyor. Guterres’in sesi, acı bir uyarı niteliğinde, tarihin en karanlık dönemlerinden birinin kucağımıza uzanırken, önlem almanın ve çözüm bulmanın hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Guterres, mevcut durumun, dünya genelindeki ‘fay hatlarının’ genişlediğini ve ‘çatlakların’ hızla ‘kanyonlara’ dönüştüğünü ifade ederek, karmaşık ve öngörülemeyen bir jeopolitik krizin derinliğini ortaya koyuyor. Sivillerin hedef alındığı, insan haklarının ayaklar altına alındığı, açlığın bir silah olarak kullanıldığı, insani yardım çalışanlarının hayatlarının tehlikeye sürüldüğü, uluslararası hukukun gözünün üzerine örtüldüğü ve eşitsizliklerin şiddetlendiği bir ortamın hakim olduğunu belirtiyor. İklim krizi ise, artık uzak bir tehlike olmaktan ziyade, günlük yaşamın bir gerçeği haline gelmiş, yapay zeka teknolojileri ise bu karmaşıklığı daha da artırıyor.
BM Genel Sekreteri, 21. yüzyılı ‘büyük güç sınavı’ olarak tanımlarken, bu sınavın, barış ve güvenliği garanti altına almakla ilgili olduğunu vurguluyor. Gücün hukuk tarafından dizginlenmesi, uluslararası hukukun uygulanması ve BM Şartı’nın temel prensiplerine uyulması gerektiği mesajını veriyor. Özellikle Gazze’deki durum, uluslararası toplumun, insanlığın en temel haklarını koruma ve çatışma çözümlerine yönelik adımlar atma sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Guterres, ‘kaba kuvvetin’ hakem olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu ve BM’nin, her bireyin hayatına, hakkına ve geleceğine saygı gösterilmesini sağlamakla görevli olduğunu belirtiyor.
Guterres’in en çarpıcı ifadelerinden biri, ‘Görev sürem boyunca Gazze’de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı’ şeklinde oldu. Bu ifade, bölgedeki yaşanan acıları ve yıkımın boyutunu gözler önüne sererken, iki devletli çözümün de tehlikeye girdiği gerçeğini teyit ediyor. İsrail’in Batı Şeria’daki şiddeti, yerleşim yerlerini genişletme politikaları ve etnik temizlik hayaleti, barış sürecine yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Guterres, bu durumun, iki devletli çözümün yok olmasına yol açmasına izin verilemeyeceğini ve uluslararası toplumun, bu çözüme yeniden odaklanması gerektiğini vurguluyor.