Gün batımının solgun rengi, Baykan ilçesinin sessizliğine bir gölge düşürüyordu. 2024'ün ortasında, Mekiye Akyel'in hayatı, acı bir şekilde son bulacak olan karmaşık bir zincirin sadece bir halkası olarak başladı. 31 yaşındaki Akyel, evliliği ve şiddet geçmişi nedeniyle, ailesinin ve çevresinin gözünde bir tehdit olarak görülüyordu. Eski eşi İsa Güç'ün, onu çocuklarını gösterecekmiş gibi Batman'daki evinden alıp öldürme planı, bir aile içi çatışmanın ötesinde, yerel toplulukların acımasızlığını ve intikam arayışlarının tehlikelerini gözler önüne seriyordu.
Mekiye'nin hikayesi, 2015'te İsa Güç ile başlayan, 9 yıl süren bir evlilikle şekillenmişti. Bu evlilikte yaşanan şiddet ve baskı, 29 Temmuz 2024'te Akyel'in Karakaya köyündeki evinden ayrılmasının temel sebebi olmuştu. Akyel, Siirt Kadın Konukevi'ne sığınarak, bir yandan hayatını yeniden kurmaya çalışırken, diğer yandan geçmişin gölgesi onu takip ediyordu. Ancak, bu sığınma, onu daha büyük bir tehlikeye sürükleyecekti. İsa Güç'ün, Akyel'i geri alma ve onu intikamla ortadan kaldırma planı, yakın akrabalarının da dahil olduğu bir komplonun parçasıydı.
İddianame, şüphelilerin, Akyel'i bulacaklarını ve öldüreceklerini söyleyerek, onu korkuya sevk etmeye çalıştıklarını ortaya koyuyor. Tanık ifadelerine göre, İsa Güç, Akyel'in kaybolmasının ardından sosyal medya üzerinden tanıştığı G.A. ile imam nikahı kıymış ve ona “Sen de beni aldatırsan senin de sonun Mekiye gibi olacak, ben Mekiye'den öyle bir intikam aldım ki devlet bile bulamayacak” gibi tehditlerde bulunmuştu. G.A.'nın, Güç'e silah göstererek ve benzer tehditlerle Akyel'e karşı bir baskı kurduğu da öğrenildi. Bu durum, sadece bir evlilik hikayesini aşan, toplumsal kontrol mekanizmalarının ve şiddetin yarattığı tehlikenin bir örneğiydi.
Soruşturma, telefon kayıtleri ve kamera kayıtları aracılığıyla şüphelilerin hareketlerinin izini sürmeye çalıştı. Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan aramada, evin banyosunda saklanmış olabilecek bir silahın bulunmaması, şüphelilerin planlarının ne kadar karmaşık ve başarısız olduğunu gösteriyordu. Mekiye'nin mont ve kemeri, olaydan yaklaşık iki yıl sonra şüphelilerin fıstık bahçesinde bulunması, olayın detaylarını daha da karmaşık hale getiriyordu. İddianame, bu trajik olayın ardındaki motivasyonları ve yerel topluluk dinamiklerini sorgulamaya davet ediyor. Mekiye Akyel'in hikayesi, sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumsal şiddetin, intikamın ve kontrolün nasıl bir yozlaşmaya yol açabileceğini gösteren bir uyarı niteliğinde.