Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında hayatını kaybetmesinin ardından uzun süredir çözüme kavramsız kalan Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili yeni bir döneme denk geldi. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden başlatılan soruşturma, bu kez eski istihbaratçı Enver Altaylı'nın tutuklanmasıyla birlikte daha da genişliyor. Altaylı, “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasıyla hakimliğe çıkarılarak tutuklama kararı alınmıştır.

Soruşturmanın merkez üssü olan Silivri Cezaevi'nde Kozinoğlu'nun ölümü, ilk başta rutin bir sağlık sorunu gibi değerlendirilmiş, ancak daha sonra Ergenekon ve Odatv soruşturmaları gibi büyük kumpaslarla da bağlantılı olduğu iddia edilen detaylar yüzünden uzun yıllar boyunca yeniden gündeme gelmemiştir. 2026 yılında dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte, olayla ilgili tüm isimler ve süreçler detaylı bir şekilde incelenmeye başlanmıştır. Bu süreçte, cezaevi görevlileri, sağlık personeli, gazeteciler ve olay döneminde dosyanın içinde yer almış kişilere yönelik adli makamlar tarafından yapılan operasyonlarda önemli gelişmeler yaşanmıştır.

Operasyonlar sonucunda, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve olay tarihinde cezaevi savcısı olarak görev yapan Necip Doğan da “suç örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklanmıştır. Bu durum, soruşturmanın sadece Kozinoğlu'nun ölümüyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda daha geniş bir yelpazede iddiaları ve şüphelileri kapsadığını göstermektedir. Ayrıca, Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarından emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur hakkında da “kasten öldürme” suçlamasıyla ev hapsi kararı verilmiştir.

Enver Altaylı'nın tutukluluğunun alınması, soruşturmanın sadece bir aşamasını tamamlamakla kalmayıp, aynı zamanda Kozinoğlu'nun ölümünün ardındaki karmaşık ve çatırtılı olayın perde arkasını ortaya çıkarmak için yeni bir sürecin başlangıcı anlamına gelmektedir. Hakimlik tarafından verilen tutuklama kararı, soruşturmanın daha da derinleşmesi ve yeni şüphelilerin ortaya çıkabileceği beklentilerini artırmaktadır. Bu durum, Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili uzun süren tartışmalara ve iddialara ışık tutacak nitelikte görülmektedir.