Venedik Film Festivali'nin 83. yıl dönümünde, İsrail-Filistin çatışmasını acımasızca belgeleyen ‘NAZA’ belgeseli, jüri özel ödülü kazandı. Bu ödül, İsrail'de büyük bir tepkiye yol açtı ve uluslararası arenada yaşanan hassasiyetleri bir kez daha gözler önüne serdi. Belgesel, İsrail ordusunun Gazze'deki sivil kayıplarını ve insan hakları ihlallerini çarpıcı bir şekilde ortaya koyarken, yönetmenlerinin güvenliği ciddi bir endişe kaynağı haline geldi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan, bu durum üzerine harekete geçti. Al-Kheetan, İsrail makamlarına, belgesel yönetmenlerinin hedef alındığı olaylara ilişkin derhal ve bağımsız bir soruşturma başlatmasını talep etti. Ayrıca, yönetmenlerin ifade özgürlüğünün korunması ve herhangi bir nefret söylemine karşı gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, uluslararası toplumda yaşanan endişelerin bir yansıması olarak kabul edildi.

Olay, İsrail'de siyasi açıdan da yankı uyandırdı. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, belgeselde yer alan askerlerin kimliklerinin tespit edilmesi için askeri istihbarat, savcılık ve hava kuvvetlerine talimat verdi. Başbakan Binyamin Netanyahu ise belgeseli ‘Yahudi karşıtı’ (antisemitik) olarak nitelendirerek, belgesele karşı yasa tasarısı hazırlamakla görevlendirdi. Kültür Bakanı Miki Zohar da belgesel yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor'u vatandaşlıktan çıkarma tehdidinde bulundu. Bu hamleler, ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir ihlal olarak uluslararası alanda tepki çekti.

Olayın en vahşi tezahürü ise aşırı sağcı aktivistlerin Savyon kasabasında Szor ailesinin evinin önünde düzenlediği gösteri oldu. Aktivistler, yönetmeni ‘hain’ olarak suçlayarak ‘idam cezası’ sloganları attı. Bu eylem, belgesel yönetmenlerinin güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluştururken, İsrail’in insan hakları konusundaki tutumunu da tartışma konusu haline getirdi. BM’nin bu olayla ilgili açıklamaları, uluslararası toplumun dikkatini İsrail-Filistin çatışmasının acı gerçeklerine çekmeyi amaçlıyor.