Ankara'da uzun zamandır devam eden ve büyük yankı uyandıran yolsuzluk soruşturması, dün geceye kadar Mehmet Cemil Acar'ın serbest bırakılmasıyla sona ermedi. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Ankara 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, Acar'ın 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçunda mahkumiyetine karar verdi. Bu karar, Acar'ın daha önceki tahliye kararını ortadan kaldırarak, soruşturmanın tamamlanması ve yargılamanın başlaması için bir dönüm noktası oluşturuyor.
Soruşturma, Acar'ın DHMİ Daire Başkanı ve Müsavir olarak görev yaptığı dönemde, yasal gelirlerinin çok üzerinde gayrimenkul edinmesi ve bu mülklerin kaynağını açıklayamaması üzerine başlatılmıştı. Başsavcılık, Acar'ın mal varlığının kaynağıyla ilgili şeffaf bir açıklama yapamaması, bilirkişi raporları ile geliri ile tespit edilen mal varlığı arasındaki uyumsuzluk ve edinilen haksız mal miktarının 223.795.333,00 TL olduğu tespit edilerek suçlama sürecini hızlandırmıştı. Ayrıca, Acar'ın görevde iken birçok kişiden para ve mal edindiği, işleri geciktirerek bu durumu sağladığı iddiaları da soruşturmanın önemli bir parçası haline gelmişti.
Olayın detayları, Acar'a ait kasalarda yapılan incelemelerle daha da netleşmişti. 26 kilogram külçe altın, 1 milyon 320 bin dolar ve 121 bin avro gibi büyük miktardaki değerli varlıkların ele geçirilmesi, Acar'ın mali durumuyla ilgili şüpheleri artırmıştı. Bu durum, Acar ve eski eşi Çağla Acar hakkında ‘Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’na muhalefet’ suçundan dava açılmasına yol açmıştı. Acar'ın ilk tutukluluğundan sonra 9 Mart 2026'da tahliye edilmesi, Başsavcılığın karara itirazı üzerine mahkeme tarafından iptal edilmiş ve yeniden tutuklama emri çıkarılmıştı.
Son olarak, 15 Mart tarihinde Aksaray'da düzenlenen operasyonda yakalanarak yeniden tutuklanan Acar, bu kez mahkeme tarafından hapis cezasına çarptırıldı. Bu gelişme, Türkiye'deki yolsuzluk mücadelesinin önemini ve yargının etkinliğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Acar'ın yargılandığı dosya, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu malının korunması gibi konularda önemli tartışmalara yol açmaya devam edecek gibi görünüyor.”}