Türkiye’nin yeni eğitim öğretim yılı, çocukların güvenliği konusunda acı bir başlangıç yaptı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin açıklamaları, eğitim hayatının en kırılgan dönemlerinde çocukların yaşamlarının tehlike altında olduğunu gözler önüne serdi. En az 95 çocuğun, çalışma koşulları nedeniyle yaşamını yitirdiği, çocuk işçi ölümlerinin bir önceki eğitim dönemine göre yüzde 32 oranında arttığı açıklandı. Bu durum, sistemin çocukları koruma yetersizliğini ve yoksullukla işçilik arasındaki sağlıksız ilişkiyi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan olay, bu endişeleri daha da tırmştı. İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde meydana gelen silahlı saldırı, 11 öğrencinin yaralanmasına neden oldu. Bu trajik olay, çocukların okul yolunda, eğitim hayatlarının en temel unsurundan bile mahrum bırakıldığını, güvenliklerinin sağlanamadığını bir kez daha gösterdi. Saldırının ardından bölgede büyük bir güvenlik havaya girmekte gecikildi.

İSİG Meclisi’nin verileri, çocuk işçiliğinin yaygınlığına ve bu durumun sonuçlarına dikkat çekiyor. 2025-2026 eğitim öğretim döneminde en az 95 çocuğun yaşamını yitirdiği ortaya çıkarken, bu çocukların 28’i 5-14 yaş aralığında, 67’si ise 15-17 yaş aralığındaydı. Ölümlerin büyük bir kısmı tarım, sanayi ve inşaat sektörlerinde gerçekleşmişti. Bu veriler, yoksulluk ve güvencesizlikle birlikte artan çocuk işçiliğinin acı sonuçlarını gözler önüne seriyordu. Özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları, çocukların eğitim hayatının bir parçası haline gelerek uzun çalışma saatleri ve işgücü piyasasına erken dahil edilmelerine yol açıyordu.

Durumun ciddiyeti, Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü tarafından da vurgulandı. Düdü, “Çocuklarımız okulda da okul dışında da maalesef koruma altında değil. Sosyal devletin çöktüğünün adeta bir resmini karşımızda görüyoruz” diyerek, devletin görevinin çocukların korunmasını sağlamak olduğunu, fail arama çabalarının öncelikli olmadığını belirtti. Düdü’nün vurguladığı gibi, devletin acilen önleyici tedbirler alması, çocuk işçiliğinin kökeninde yatan sorunları ortadan kaldırması ve çocukların güvenliğini sağlaması gerekmektedir. Bu acı olaylar, Türkiye’nin eğitim sisteminde ve sosyal politikalarında köklü reformların yapılmasının hayati önem taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır.”}p>