İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler'in 81. Genel Kurulu'ndaki ilk çıkışında, güven teması üzerine alışılmışın dışında bir yorum yaparak, uluslararası siyasetin karmaşıklıklarını gözler önüne serdi. New York'ta düzenlenen toplantıya hareket öncesinde bir havalimanında yaptığı açıklamada, Pezeşkiyan, güvenin sadece mutlak bir uyum veya sözleşme değil, aksine uzun süren bir mücadele ve hatta bazen de zorunlu bir uzlaşma olduğunu savundu. Bu söylem, BM'nin ‘Güveni Yeniden Tesis Etmek’ sloganına yönelik eleştirel bir tepki olarak yorumlanabilir.
Pezeşkiyan, BM kürsüsünde, İran'a yönelik devam eden saldırıları ve bu saldırıların ardındaki motivasyonları açıkça eleştirdi. Özellikle, Filistin ve Suriye gibi coğrafyalardaki durumun, İran halkının haklılığını desteklediğini ve uluslararası toplumun bu haklılığa saygı göstermesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, ‘düşmanın’ hala İran'a karşı saldırılarını sürdürdüğünü belirterek, bu durumun uluslararası güvenlik ve istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini de göz önünde bulundurması gerektiğini ifade etti.
Ayrıca, Pezeşkiyan, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar ve medya baskıları gibi konularda da eleştirilerde bulundu. İranlı basın ekibine vize vermeme kararı, uluslararası basın aracılığıyla İran'ın gerçeklerini dünyaya duyurma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildi. Bu durum, ABD'nin İran'ın sesini bastırma çabalarına yönelik bir meydan okuma olarak yorumlandı. Cumhurbaşkanı, ‘suçları’ duymaktan korktuğu iddialarını da ima ederek, İranlı basın özgürlüğünün önemini vurguladı.
Son olarak, Pezeşkiyan, ABD ve İsrail'in İran'ı teslim altına alma girişimlerinin başarısız olduğunu savundu. Bu ülkelerin, İran'ın ekonomik ve askeri zayıflıklarından yararlanarak, kara ve deniz ablukaları, medya manipülasyonları gibi yöntemlerle hedeflerine ulaşmaya çalıştıklarını öne sürdü. Bu stratejilerin, İran halkının iradesini zayıflatmaya yönelik olduğunu ve uluslararası toplumun bu tür girişimlere karşı uyanık olması gerektiğini vurguladı. Pezeşkiyan'ın bu konuşması, İran'ın uluslararası arenadaki konumunu ve dış politikasını yeniden şekillendirme çabasının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.