Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında imzalanan geçici ticaret anlaşması, 10 Kasım’da sona erek küresel piyasalar için bir alarm zili çalıyor. Bu anlaşma, ABD ve Çin arasındaki sert ticaret savaşını bir nebze olsun yatıştırmış olsa da, anlaşmanın uzatılmaması durumunda iki ülke arasındaki ticarette yeniden tarifelerin ve karşılıklı yaptırımların artması ihtimali göz önüne alındığında, ekonomik belirsizlikler artıyor. Anlaşmanın sona ermesi, tarım ürünleri, uçak siparişleri ve küresel tedarik zincirleri gibi kritik alanlarda yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Anlaşmanın temel unsurlarından biri, Çin'in ABD'den tarım ürünleri alımlarıydı. Bu alımlar, soya fasulyesi dışındaki ürünlerle sınırlı olmak üzere, 2025 sonbaharında varılan anlaşmaya göre, yıllık en az 17 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmüştü. Ancak, bu hedefin ne ölçüde gerçekleşeceği konusunda farklı görüşler mevcut. Bazı analistler, Çin'in alımlarının 21,5 milyar doların altında kalabileceğini öngörürken, ABD yönetimi Pekin'in alımları hızlandırdığı ve hedefe ulaştığına dair açıklamalar yapıyor. Bu durum, liderler arasındaki görüşmede tarım, en kritik pazarlık konusunun olacağını işaret ediyor.

Ancak, tarım anlaşmasının yanı sıra, Çin'in 200 adet Boeing uçağı satın alma taahhüdü de anlaşmanın önemli bir parçasıydı. Şu anda, 140 uçaklık kısımda sipariş süreci ilerlemiş durumda; 10 uçak için ise resmi belge hazırlıkları devam ediyor. Bu, anlaşmanın tamamen çökmüş olmadığı, ancak 200 uçaklık hedefin henüz tamamlanmadığı anlamına geliyor. Bu durum, anlaşmanın sadece ilan edilen toplam rakamlara değil, verilen taahhütlerin gerçek hayatta ne kadarının yerine getirildiğine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Piyasalar, bu durumun, ekonomik dengeler üzerinde önemli etkileri olacağını öngörüyor.

10 Kasım’dan sonra, tarifelerin ne olacağı piyasaların en çok merak ettiği konulardan biri. Anlaşmanın sona ermesiyle birlikte, askıya alınan önlemlerin sadece tüketim mallarını kapsamaması, teknoloji, sanayi ekipmanları, kritik mineraller, lojistik ve denizcilik gibi küresel tedarik zincirini doğrudan etkileyen alanları da pazarlığın içine dahil ediyor. Taraflar arasında stratejik olmayan ürünlerde karşılıklı tarifelerde indirim sağlanması için yeni bir çerçeve üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Bu durum, küresel ticaretin geleceği açısından önemli bir belirsizlik yaratıyor ve piyasaların tepkilerini yakından takip edilmesi gerektiğini gösteriyor.