Küresel finans piyasaları, karmaşık bir dönüşüm sürecine girişiyor. Ekonomik uzman Filiz Eryılmaz’ın değerlendirmeleri, yatırımcıların risk algısının radikal bir şekilde değiştiğini ve piyasalarda yeni bir dönemin başladığını işaret ediyor. ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve devam eden jeopolitik çatışmalar, yatırımcıların portföylerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.

Eryılmaz, mevcut ortamda ‘stagflasyon’ riskinin yükseldiğini vurguluyor. Büyümenin yavaşladığı ve enflasyonun kontrol altında tutulmakta zorlandığı bir senaryoda, yatırımcıların risk iştahının azalması ve güvenli limanlara yönelmesi kaçınılmaz bir sonuç doğuruyor. Bu durum, özellikle yüksek büyüme potansiyeline sahip riskli varlıklardan (riskli hisse senetleri gibi) çıkışları tetikliyor. ‘Nako Trade’ ve ‘Tako Trade’ gibi yeni terminolojinin kullanımı, piyasalardaki bu değişimleri somutlaştırmakta ve yatırımcılara yeni bir bakış açısı sunmaktadır.

Eryılmaz’ın analizine göre, mevcut jeopolitik gerilimler, özellikle ‘Hürmüz’ boğazının açılmama ihtimali, savaş risklerinin tırmanmasına ve enerji koridorlarının kesintiye uğramasına yol açabilir. Bu durum, petrol fiyatlarında önemli bir artışa neden olabilir ve beraberinde enflasyon baskısını artırabilir. Bu senaryoda, Fed’in (ABD Merkez Bankası) para politikası kararlarının piyasalar üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği ve faizlerin 4.75’in üzerindeki seviyelerde kalmasının ciddi risklere yol açabileceği vurgulanmaktadır. Teknoloji hisseleri gibi yüksek büyüme beklentisi olan hisseler, bu tür bir senaryoda büyük bir çöküş yaşayabilir.

Çin ekonomisindeki üretim ve tüketimdeki yavaşlama da yatırımcıların endişelerini artırmakta. Sanayi üretimi, sabit sermaye yatırımları ve perakende satışlar gibi öncü göstergelerin beklentilerin altında olması, Çin Merkez Bankası’nın temkinli bir para politikası izlemesinin gerekçelerini açıkça ortaya koymaktadır. Bankanın, yuanın değer kaybını engelleme ve sermaye kaçışını önleme hedefi, piyasalarda belirsizlikleri artırmakta ve yatırımcıların risk toleransını azaltmasına neden olmaktadır. Türkiye’de uygulanan altın tahvili ve kira sertifikası gibi finansal enstrümanlar ise, makroekonomik istikrarı destekleme potansiyeline sahip olsa da, değerli metallere yönelik kısa vadeli beklentilerin sınırlı olduğu ve Fed’in para politikası kararlarının piyasalar üzerinde domine etmeye devam edeceği vurgulanmaktadır.