Türkiye’nin hukuk tarihinde, kumpas davalarıyla adını duyuran ve sivil-asker çatışmasına zemin hazırlayan olayların yankıları devam ediyor. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde yargılanan, aralarında Ömer Diken ve Ali Efendi Peksak gibi isimlerin yer aldığı 50 sanığın davası, adeta bir karmaşa içinde ilerliyor. 25. duruşma aşamasında, sanıkların Çerçeve Yasa’dan yararlanma talebi, adalet arayışında yeni bir boyut katıyor.

Duruşmanın merkezinde, Ergenekon davasında görev yapmış olan Hüsnü Çalmuk’un talebi yer alıyordu. Çalmuk, Terörsüz Türkiye süreciyle getirilen Çerçeve Yasa’nın kendilerini kapsam dışında bıraktığını savunarak, eşitlik ilkesine aykırılık iddiasıyla Yargıtay heyetine anayasaya aykırılık talebinde bulundu. Mahkeme, sanığın talebini reddederek, bürokratik eksiklerin giderilmesi için davanın 12 Ocak 2027’ye ertelenmesine karar verdi. Bu durum, sürecin uzamasına ve adil bir yargılama zeminin oluşturulmasının önündeki engelleri daha da belirginleştiriyor.

Kumpas-Der Başkanı Ahmet Tatar, bu karmaşanın ardında, hakim ve savcıların ayrı ayrı davalar için müzekkere yazılması ve uzun yargılama sürelerinin etkili olduğunu vurguladı. Tatar, “Bu durum, davaların kesinleşmesinin 5-6 yıla uzamasına neden oluyor. Hukuki süreçler, zaman kaybına mahal vererek adalet arayışını zorlaştırıyor” diyerek, mevcut durumun acilen düzeltilmesi gerektiğini belirtti. Avukatların, ‘göreve kötüye kullanma’ suçlaması için zamanaşımı taleplerinin ise sürecin daha da karmaşık hale gelmesine neden olduğunu ekledi.