Wall Street’in ritmi, son dönemde yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla beklenmedik bir dönüşüme uğruyor. Jane Street’in temmuzda yaşanılan, yaklaşık 15 milyar doları bulan devasa kayıp, finans sisteminin en kırılgan noktalarından birini ortaya çıkararak, düzenleyici kurumların ve merkez bankalarının dikkatini yoğun bir şekilde çekiyor. Bu durum, işlem şirketleri ve geleneksel bankalar arasındaki karmaşık finansal ağın, yeni riskler barındırdığına dair şüpheleri artırıyor.
ABD Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası gibi önde gelen finans kuruluşları, büyük işlem şirketlerine olan kredi ve finansman akışlarını yakından takip etmeye başladı. Ancak bu incelemenin kapsamı, sadece bankaların bu şirketlere sağladığı toplam tutarları mercek altına almakla sınırlı kalmıyor. Düzenleyiciler, piyasa içindeki ani ve şiddetli hareketlerin, risklerin ne kadar hızlı bir şekilde büyüyebileceğini, bankaların teminat taleplerini ne zaman ve nasıl tetikleyeceğini ve olağanüstü piyasa koşullarında kontrol mekanizmalarının nasıl işlediğini detaylı bir şekilde araştırmaya odaklanıyor.
Bu durumun kökeninde, temmuz ayında yaşanan olağan dışı piyasa hareketleri yatıyor. Jane Street’in o dönemde 15 milyar doları bulan kaybı, şirketin yılın başından itibaren 40 milyar doların üzerinde işlem geliri elde etmiş olmasıyla birlikte, bu kayıptın önemini daha da belirginleştirmiş oldu. Bu süreçte, Situational Awareness adlı yapay zeka odaklı hedge fonu devreye girdi. Bu fon, eski OpenAI araştırmacısı Leopold Aschenbrenner tarafından kurulmuş ve yapay zeka ve çip hisselerine yoğunlaşmıştı. Yüksek kaldıraç kullanımı nedeniyle, fonun portföyündeki sert değer düşüşleri, piyasadaki fiyat hareketlerini daha da körükleyerek, zincirleme etkiler yarattı.
Situational Awareness’ın portföyündeki bu ani değer kaybı, yalnızca fon yatırımcılarını değil, fonla bağlantılı pozisyonları ve aynı varlık riskleri taşıyan işlem şirketlerini de etkiledi. Bu durum, Wall Street’in farklı bölümlerine yayılan ve finans sisteminde ciddi endişelere yol açan bir domino etkisi yarattı. Jane Street’in yaşadığı 15 milyar dolarlık kayıp da, bu zincirin en çarpıcı sonuçlarından biri olarak öne çıktı. Bu işlem şirketleri, geleneksel bankalar olmamalarına rağmen, küresel piyasalarda hisse senedi, tahvil, vadeli işlem ve opsiyon gibi pek çok alanda likidite sağlayarak, piyasa yapıcı rolünü üstleniyorlar. Bu durum, bankalarla aralarındaki finansman ilişkilerini de genişletmiş ve bu ilişkilerin, hızlı piyasa hareketlerinde risk oluşturabileceğini ortaya koymuş durumda. Düzenleyicilerin, gün içindeki risk değişimlerine odaklanmasının temel nedeni de bu.