İstanbul'un karmaşık sermaye piyasasında yankı bulan bir operasyon, finansal dolandırıcılığa dair derinlemesine bir soruşturmayı daha da derinleştirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu’nun titiz çalışmasıyla ortaya çıkan bu olay, piyasa manipülasyonuna dair şüphelilerin yakalanmasıyla sonuçlandı. Operasyon, piyasa dolandırıcılığı iddialarıyla ilgili MASAK’tan gelen talep üzerine hareket etti ve Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ’deki tespit edilen usulsüzlükleri ortaya çıkardı.
Bu karmaşık operasyonun merkezinde, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ’nin piyasa manipülasyonu şüphesi yer alıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü’nün koordinasyonuyla yürütülen soruşturma, 15 farklı şüphelinin gözaltına alınmasına neden oldu. Şüpheliler, işlemlerinin ardından emniyete sevk edildi. Bu durum, piyasa düzenleyicilerinin ve yetkililerinin, sermaye piyasasında şeffaflığı sağlamak ve dolandırıcılıkları önlemek için başlattığı kapsamlı soruşturmayı bir kez daha göz önüne serdi.
Cumhuriyet Başsavcılığının açıklaması, soruşturmanın sadece Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül tarihli denetleme raporunda da vurgulanan geniş kapsamlı bir soruşturma olduğunu ortaya koydu. Bu rapor, KTLEV’de meydana gelen piyasa dolandırıcılığının tespit edilmesiyle birlikte, soruşturmanın daha da genişlemesine yol açtı. Soruşturma kapsamında, Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi, Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul gibi önemli finans kuruluşlarının yönetici ve yetkilileri hakkında da para ve mal varlığı hareketlerinin dondurma kararı alındı.
Operasyonun geniş kapsamlılığı, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve MASAK’a müzekkereler yazılmasıyla pekiştirildi. Bu müzekkerelerde, şirketlerin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yanı sıra eş ve birinci derece kan hısımlarının mal varlığı hareketlerinin dikkatli bir şekilde izlenmesi ve herhangi bir şüpheli hareketin derhal ilgili kurumlara bildirilmesi talep edildi. Aynı zamanda, şüpheli şirketlerin yöneticilerinin kimliklerinin tespit edilmesi, 2024 yılından itibaren yurt dışına yapılan para ve kripto varlık transferlerinin ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi ve bu kişilerin üzerinden yapılan her türlü aktarılıp çıkarılmanın detaylı bir şekilde incelenmesi hedefleniyordu. Bu operasyon, finansal suçlarla mücadelede koordinasyonun ve kurumlar arası işbirliğinin önemini bir kez daha vurguladı.