Türkiye siyaseti, son yıllarda alışılmadık bir şekilde büyümüş durumda. Guinness Rekorlar Kitabı’na layık 189 siyasi parti, ülkenin politik manzarasını karmaşık ve çoğu zaman anlaşılmaz bir hale getiriyor. Bu durumun arkasında yatan nedenler ve bu kadar çok partinin nasıl ortaya çıktığına dair önemli bir bakış açısı, siyasetçilerden Feti Yıldız ile yapılan bir sohbette ortaya çıktı. Yıldız, bu partilerin farklı kategorilere ayrıldığını ve her birinin kendine özgü bir dinamik taşıdığını vurguladı.

Yıldız’ın sınıflandırması, partileri “Kitle Partileri”, “İdeoloji Partileri”, “Kadro Partileri”, “Bölge Partileri”, “Tabela Partileri”, “Hülle Partileri”, “Pazarlık Partileri”, “Kişi Partileri”, “Silsile Partileri”, “Kalıntı Partileri”, “Üyesiz Partiler”, “Çıkar Grubu Partiler” gibi alt gruplara ayırdı. Bu karmaşık sınıflandırma, siyasi sahnedeki çeşitliliği ve partilerin arasındaki bağlantıları anlamak için bir çerçeve sunuyor. Özellikle “Tabela Partileri” ve “Hülle Partileri” gibi terimler, siyasi arenadaki manipülasyon ve gerçek amacını gizleyen partilerin rolünü gözler önüne seriyor.

Sohbetin en dikkat çekici anlarından biri, kumar ve bahis faaliyetlerinin siyasi partilerle nasıl iç içe geçtiğine dair örneklerdi. Adana’da kurulan ve kısa süre sonra polis tarafından kapatılan “Demokrasi, Özgürlük, Eşitlik, Emek ve Milliyetçi Toplum Partisi” vakası, bu tür faaliyetlerin ne kadar yaygın olduğunu ve demokrasinin temel değerleriyle nasıl çatıştığını gösteriyordu. Polis baskını sırasında partililerin kumarhane fişlerini “kamuoyu yoklaması notları” olarak sunmaya çalışması, siyasi partilerin yozlaşmış bir şekilde nasıl kullanılabileceğinin acı bir örneğiydi. Bu tür vakalar, Türkiye’nin siyasi sistemine dair ciddi endişeler uyandırıyor.

<

Feti Yıldız’ın açıklamaları, Türkiye’deki siyasi partilerin gerçek durumunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun 2026/159 sayılı kararına göre sadece 41 partinin seçime katılma şartlarını taşıdığı ve geri kalan 148 partinin bu şartları sağlamadığı belirtildi. Bu durum, Türkiye’de siyasi partilerin çoğunun, seçime katılma potansiyeli olmayan, sadece siyasi arenada etkili olma amacı taşıyan gruplar olduğunu gösteriyor. Ayrıca, yüksek sayıda partinin düşük oy oranları (binde bir ile binde iki arasında) ve “ses var, görüntü yok” yaklaşımı, siyasi sistemin ne kadar yüzeysel ve manipülatif olduğunu vurguluyor. Son olarak, “Türk milleti demokrasiyi evrensel kurallarıyla tam olarak özümsemiştir” şeklindeki Yıldız’ın sözü, sistemin gizli efendilerine ve darbelere davetiye çıkaranlara karşı sorgulama yapılması gerektiğini hatırlatıyor.”}