Ekonomik dalgalanmaların yarattığı belirsizlik, iş gücü piyasasında ciddi sorunlara yol açıyor. Özellikle gençlerin iş bulma mücadelesi, toplumsal bir gerilim yaratırken, istihdam verileri endişe verici boyutlar gösteriyor. Mevcut tablo, Türkiye’nin geleceği için önemli bir uyarı niteliği taşıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı raporlar, işsizlik oranlarının tarihi zirvelere ulaştığını ortaya koyuyor. Dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8.2 ile gerçekleşirken, erkekler arasında yüzde 6.8, kadınlar arasında ise yüzde 11.1 oranında. Ayrıca, atıl işgücü oranı da önemli ölçüde artış göstererek yüzde 30.4’e ulaştı. Bu durum, iş gücünün sadece işsiz değil, aynı zamanda iş gücüne katılmayan kişilerle de şekilleniyor.

Genç istihdamı konusu ise en çok dikkat çeken noktalar arasında. Resmi verilere göre genç işsizlik oranı yüzde 15.2 seviyesindeyken, geniş tanımlı istihdam oranında bu oran yüzde 38.3’e yükselmiş durumda. Yüksek öğrenim mezunları arasında işsizlik oranı ise yüzde 23.5 ile kritik bir seviyede. Eğitim seviyesi arttıkça işsizlik oranının da artması, sistemde önemli bir sorunu işaret ediyor. 15-24 yaş grubundaki 2 milyon 684 bin genç, eğitim veya istihdam hayatına henüz dahil olamıyor. Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerinde bir NEET (görevde olmayan genç) oranı, Türkiye’nin sosyoekonomik yapısındaki zorlukları gözler önüne seriyor.

Raporlar, kadınların iş gücüne katılımında da ciddi engeller olduğunu gösteriyor. DİSK-AR’ın verilerine göre, kayıtlı ve tam zamanlı istihdam oranları düşüşte ve geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 39.6’yı aşarken, genç kadınlarda bu oran yüzde 50.8’e yükselmiş durumda. Bakım sorumluluğunun kadınların üzerine yüklenmesi, eğitimde ve istihdamda karşılaştıkları ayrımcılıklar, güvenceli iş olanaklarının yetersizliği ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, bu durumu derinleştiren temel faktörler arasında yer alıyor. Bu durum, ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul ediliyor.