Türkiye’nin madencilik sektöründe yaşanan travmatik bir olay zinciri, TMSF’nin yönetimi altında kalan Eskişehir’deki kömür madeninde çalışan işçilerin hayatlarını derinden etkiledi. Maden şirketleri tarafından uzun yıllardır yoğun bir şekilde istismar edilen bu kaynaklar, devlet kurumlarının da kontrolüne geçtikçe, işçilerin hakları konusunda ciddi eksiklikler ortaya çıkmaya başladı. Özellikle, madencilerin cebindeki paranın, devlete ait bir kuruma aktarılması, işçiler için büyük bir umutsuzluğa yol açtı.

Doruk Madencilik’in, işçi maaşlarını ödemekte gecikmesiyle başlayan süreç, TMSF’nin devreye girmesiyle daha da karmaşık hale geldi. FETÖ soruşturmaları sonrası Eskişehir’deki kömür madeninin Naksan Holding’ten TMSF’ye devredilmesiyle birlikte, 2016-2022 yılları arasındaki 6 yıllık dönemde maden faaliyetleri yürütülmüş olsa da, bu süreçte emekli olan ve işten ayrılan yaklaşık 100 işçinin kıdem tazminatları, ihbar tazminatları, toplu sözleşme farkları ve sendikal tazminatları gibi hakları ödenmedi. Bu durum, işçilerin yaşam standartlarını olumsuz etkileyerek, sendikaların ve hukuk müdaefilerinin müdahalesini gerektirdi.

TMSF’nin bu süreçteki rolü, sadece yönetim devriyle sınırlı kalmadı. 6 yıl boyunca maden operasyonlarını sürdürmesi, emekli olan işçiler için önemli tazminat alacakları yaratmasına neden oldu. Ancak, TMSF’nin bu alacakları ödemekte gecikmesi veya ödemeyi reddetmesi, işçilerin haklarını savunmak için sendikaların ve hukuki yollara başvurmak zorunda kalmasına sebep oldu. Türkiye Maden-İş Sendikası gibi sivil toplum kuruluşlarının devreye girmesiyle birlikte, TMSF’nin işçileri göz ardı ettiği ve alacaklarını tahsil etme konusunda pasif kaldığı iddiaları güçlendi.

Sendika yetkilileri, TMSF’nin bu yaklaşımını kabul edilemez bulurken, işçilerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için acil çözümler talep ediyor. 70’e yakın işçinin TMSF’den alacaklarını almaya çalıştığını belirten sendika temsilcileri, TMSF’nin şirket sahibi olmadığının ve alacakların halen faaliyet gösteren Adularya Enerji’nden talep edilebileceğinin iddialarını ortaya koyarken, TMSF’nin işçileri ortada bırakması ve alacaklarını ödememek konusundaki tutumunun kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Bu durum, Türkiye’nin madencilik sektöründe yaşanan adaletsizliklerin ve hak ihlallerinin bir örneği olarak kayıtlara geçiyor.”}