Toplumsal bir yangın haberi! AKP hükümetinin ‘Ailem Güvende’ adıyla başlattığı operasyonlar, yalnızca LGBTİ+ bireylerin hayatlarını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin temel değerlerini ve hoşgörü anlayışını da sarsıyor. Bu operasyonlar, ‘güvenli aile’ kavramını, yaşam tarzı ve cinsel tercihleri baskı altında tutarak, gerçek anlamda aile kavramını ve güvencesini zedelemektedir.
Türkiye’nin Anayayasası ve yasal düzenlemeleri, eşcinsellik, biseksüellik ve transseksüellik gibi kimlikleri açıkça yasaklamamaktadır. Ancak, bu operasyonlar, toplumda bir ayrışma yaratmak ve farklı kimlikleri hedef haline getirmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu durum, cinsel tercihlerin bir propaganda aracı olarak kullanılması ve heteroseksüelliğe dayatılması gibi tehlikeli bir trendin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. LGBTİ+ bireylerin yaşadığı baskı, onların kimlik mücadelesini daha da zorlaştırmakta ve toplumda hoşgörüsüzlüğün artmasına neden olmaktadır.
Türkiye’nin tarihine baktığımızda, Zeki Müren gibi eşcinsel kimliğini açıkça ortaya koyan ve Bülent Ersoy gibi transseksüel kimliğiyle topluma örnek olan sanatçılarla karşılaşırız. Bu sanatçıların toplum tarafından benimsendiği bir ülke iken, AKP döneminde cinsel tercih ve kimlikler bir anda hedef haline getirilmiştir. Bu durum, Türkiye’nin kültürel ve sosyal çeşitliliğini zedelemektedir. Toplumun kutuplaşmasına neden olan bu operasyonlar, gerçek sorunlara odaklanmaktan uzaklaşmamıza neden olmaktadır.
‘Ailem Güvende’ operasyonları, Türkiye’de aileyi koruma ve güvence altına alma anlayışını tamamen yanlış bir zemine oturtmaktadır. Aileyi korumanın yolu, LGBTİ+ bireylerin yaşamlarını baskı altında tutmak değil, aile içi şiddeti önlemek, ekonomik zorluklarla mücadele etmek, eğitim seviyesini yükseltmek ve sosyal adaleti sağlamak gibi gerçek çözümlere odaklanmaktır. AKP hükümeti, Türkiye’yi ekonomik krizlerden, barınma krizlerinden ve geçim krizlerinden kurtararak, boşanma oranlarını düşürmeli ve aile içi şiddeti önleyecek önlemler almalıdır. Aile kavramını, farklı kimlikleri ve yaşam tarzlarını saygı ve hoşgörü ile kucaklayan bir anlayışla yeniden inşa edilmelidir.