Mahkeme salonunda 39. günün gergin atmosferi devam ederken, iş insanı Murat Kapki’nin savunmaları olay örgüsünü yeniden tanımlamaya yönelik önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Sanığın, daha önce ‘etkin pişmanlık’ olarak değerlendirilen iddialarla ilgili savunmalarında, savunmasız bir itiraf serisi ortaya koydu. Mahkeme heyetinin talebi üzerine Kapki, uzun saatler süren ifadesinde, olayların ardındaki karmaşık zinciri ve kendisine atılan suçlamaların gerçekliğini sorguladı.

Kapki, olayla ilgili ilk savunmalarında, özgür iradesiyle yaptığı ifadeleri savundurmaya çalıştı. Ancak, daha sonra ortaya çıkan bilgiler, onu daha da zor durumda bıraktı. Özellikle, Çetin Ayaz ve İsmail Kaan isimli kişilerin, kendisine yönelik gizli soruşturmaların olduğunu ve mallarını devretmesi karşılığında “her şeyin tertemiz” olacağını iddia etmesi, iddiaları daha da karmaşık hale getirdi. İsmail Kaan’ın, Kapki’ye malını devretmesi karşılığında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, sadece “mallarını bana ver” talimatını takip ettiğini belirtmesi, olayın doğasını daha da belirsizleştirdi.

Sanığın, mahkemedeki savunmalarında, ifade alma sürecindeki eksiklikleri ve yanlış yönlendirmeleri vurgulaması dikkat çekiciydi. Eşinin tutuklu olması ve aile üyelerinin de benzer durumdalar olması nedeniyle, kendisinin de “gireceğine ben gireyim” talebinde bulunduğunu belirtmesi, savunmalarına farklı bir boyut kazandırdı. Ayrıca, ihale süreçlerine ilişkin iddiaları, dört ihaleden üçünde yargılandığını ancak dört ihale aldığını ileri sürerek, savunmasını güçlendirmeye çalıştı. Televizyon programlarında yer alan iddiaların gerçekliğini sorgulayarak, kendi itimatını koruma çabası sergiledi.

<

Mahkemedeki tartışmalar, savcının odasının kapısını kırma ve içeri giren Mücahit Birinci’nin açıklamalarına da uzandı. Kapki, bu durumun mümkün olup olmadığını ve 7. kata çıkmanın izne bağlı olduğunu belirterek, tutukluluk sürecinin kendisine karşı uygulanan bir hedefleme olduğunu savundu. Ayrıca, Cem Küçük’un iddialarını gerçekmiş gibi anlatmasına ilişkin eleştirilerini de dile getirdi. Sanığın, İsmail Kaan ve babası Osman Kaan’ın dinlenmesini talep etmesi, olayın potansiyel bağlantılarının daha fazla araştırılması gerektiğini gösteriyor. 1 milyon 750 bin doların araştırılmasını talep etmesi ise, maddi kaynakların izinin sürülmesindeki önemini vurguluyor. Aras’ın, müvekkilinin ifadeye çağrılmaması ve doğrudan savcının yanına götürülmesi konusundaki şikayetleri ise, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği sorusunu gündeme getiriyor.