Türk sahnesine adını duyuran Gülsen Tuncer, hayatı boyunca sanata olan tutkusunu hiç terk etmedi. ‘Aşk-ı Memnu’nun Arsen Hanım’ı olarak unutulmaz bir karakter yaratarak geniş kitlelerin kalbinde taht kurdu. Ancak onun sanatsal yolculuğu sadece perdeye damgasını basmadı; seslendirme sanatındaki başarısıyla da Türk kültürüne önemli katkılar sağladı. 80 yıllık yaşamının sonuna gelmişken, beyin tümörü teşhisiyle mücadele ederken hayatını kaybettiği haberi, sanat camiasını ve sevenlerini derinden üzdü.

Şişli Merkez Camii’nde düzenlenen kalabalıktan oluşan cenaze törenine, Gülsen Tuncer’in hayatında yer almış sayısız isim katıldı. Oyunculuk kariyerine dair tanıklıklarını paylaşan Suna Selen, Tuncer’in sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda toplumun değerlerine bağlı, saygı dolu bir insan olduğunu vurguladı. Erdal Özyağcılar gibi diğer sanatçılar da Tuncer’in özgün ve insancıl yaklaşımını ölümsüzleştirmeye çalıştılar. Özellikle, Tuncer ile birlikte geçirdikleri anıları, dostluklarını ve sanatla ilgili paylaştıkları düşünceleri anlatarak, onun kaybının sadece sanat dünyası için değil, tüm insanlık için bir kayıp olduğunu ifade ettiler.

Cenaze törenine katılanlar arasında, Tuncer’in hayatının önemli anlarını birlikte yaşamış olan yakınları ve sevdikleri yer alıyordu. Eşi Engin Ayça, hayatın zorluklarına rağmen Gülsen’in mirasını yaşatmak için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getireceklerini belirterek, güçlü bir mesaj verdi. Ayça, eşinin vefatının kendisi için büyük bir acı olduğunu, ancak hatıralarının ve güzel anılarının yaşamaya devam edeceğini söyledi. Tuncer’in biyolojik varlığı sona ermiş olsa da, sanatsal mirası ve insanlara olan katkıları sonsuza kadar yaşayacak.

Son olarak, Gülsen Tuncer’in naaşı Topkapı Kozlu Mezarlığı’nda defnedilerek, sonsuz bir uykuya daldı. Onun sanatsal mirası, Türk sinemasının ve kültürünün bir parçası olarak, gelecek nesillere ilham vermeye devam edecek. Sanatın derin izlerini bırakan Gülsen Tuncer’in anısı, hepimizin kalbinde yaşayacaktır.