Türk sahnesine uzun yıllar boyunca ışık saçan Gülsen Tuncer, sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda seslendirme sanatçısı ve akademisyen kimliğiyle de iz bırakmıştı. 80 yaşına yaklaşan sanatçı, beyin tümörü teşhisiyle mücadele etmiş, ancak sanatın ve hayatın sevgiyle yoğrulmuş dokusu onu vazgeçirmemişti. 17 Eylül'de hayatını kaybederek, sanatın sonsuzluğuna doğru bir yolculuğa çıkmıştı.
Şişli Merkez Camii'nde gerçekleştirilen cenaze töreni, sanat camiasının yanı sıra Gülsen Tuncer'in yıllar boyunca etkileşimde bulunduğu pek çok ismi bir araya getirdi. ‘Aşk-ı Memnu’nun Arsen Hanımı karakteriyle tanınan Tuncer, sadece bir diziyle sınırlı kalmayarak, hayatının her alanında tutkulu bir şekilde çalışmış, eserleriyle izleyicilere unutulmaz anılar bırakmıştı. Tören sırasında oyuncu Suna Selen, Tuncer’in sanatsal ve insani değerlerini vurgulayarak, onun hayatının her anında değerli bir insan olduğunu ifade etti. Erdal Özyağcılar ise sanatçıyla olan dostluğunu anlatırken, onun özgün duruşunu ve yeteneklerini öne çıkardı.
Cenaze törenine katılanlar, Gülsen Tuncer’in sadece sahnedeki performanslarını değil, aynı zamanda hayatındaki şefkati ve insanlara olan bağlılığını da hatırladılar. Serdar Gökhan, sanatçıyla olan dostluğunun derinliğini anlatırken, onun kaybının büyük bir üzüntü getirdiğini dile getirdi. Tuncer’in eşi Engin Ayça, sanatçının vefatının hayatındaki en büyük kayıp olduğunu söylerken, onun mirasını yaşatmak için var gücüyle çalışacağını ifade etti. Tüm bunların yanı sıra, beyin tümörünün teşhisi ve tedavi süreci, sanatçının hayatının son anlarına kadar onu derinden etkilemişti.
Naaşı, Topkapı Kozlu Mezarlığı'nda defnedilmek üzere son yolculuğuna çıktı. Cenaze töreni, Gülsen Tuncer’in sanat hayatına olan katkıları ve insanlara bıraktığı değerli izler üzerine düşüncelerini paylaşma fırsatı sunarken, Türk sahnesine olan katkıları da bir kez daha hatırlatmıştı. Gülsen Tuncer, sanatın geleceğine bir köprü olmuş, izinden gidenlere ilham kaynağı olmaya devam edecektir.