Afrika’nın kalbinde yaşanan tansiyon yükseldi. Uganda hükümetinin, Türkiye ile olan askeri ve savunma işbirliğini derhal askıya alma kararı, iki ülke arasındaki ilişkilerde ciddi bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. Bu ani hamlenin arkasında yatan temel neden, uzun süredir devam eden ve son zamanlarda şiddetlenen Lumbuye Davası’dır. Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin önde gelen eleştirmenlerinden biri olan Andrew Lumbuye’nin Türkiye’ye iade edilmesi talebi, Ankara ve Kampala arasında aylardır süren gerginliğin tırmanmasına zemin hazırlamıştı.
Halk Savunma Kuvvetleri (UPDF) Sözcüsü Chris Magezi’nin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama, durumu daha da net bir şekilde ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti ile savunma ve askeri işbirliğinin “derhal geçerli olmak üzere” askıya alındığını duyurarak, iki ülke arasındaki çözülmemiş meselelerin giderilene kadar iş birliğinin askıda kalacağını vurguladı. Ancak Magezi, bu kararın nedenlerini detaylandırmaktan kaçınarak, gerilimin boyutunu daha da yükseltti.
Bu gelişmelerin ardında, Uganda’nın fiili lideri olarak öne çıkan Kainerugaba’nın açıklamaları ve yaptığı sıra dışı talepler yer alıyor. Nisan ayında Türkiye’ye 1 milyar dolar “güvenlik temettüsü” ödemesi talep eden Kainerugaba, aynı zamanda Türkiye’nin “en güzel kadınıyla” evlenmek istediğini ifade ederek, diplomatik ilişkilerin kesilmesi ve Türk Hava Yolları’nın faaliyetlerinin engellenmesi gibi iddialarda bulunmuştu. Bu iddialar daha sonra silinmiş olsa da, Kainerugaba’nın açıklamaları Uganda’da Türkiye’ye karşı bir tepkinin oluştuğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, dünyaca ünlü şarkıcı Beyoncé ile evlenme planları ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile evlenebilmek için 100 Ankole ineği vermeye hazır olduğunu iddia etmesi, Kainerugaba’nın Türkiye’ye karşı gösterdiği aşırı tutumu ve Uganda’daki siyaset sahnesinde yarattığı etkileşim göz önüne alındığında, durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Kampala’da yaşanan bu olaylar, Uganda Büyükelçiliği önünde toplanan binlerce kişinin gösterisiyle daha da belirginleşti. Uganda Yurtseverler Birliği’ne bağlı olan bu grup, “Türk halkının düşmanı olarak değil, derin bir hayal kırıklığı yaşayan Ugandalı vatanseverler olarak” ifadelerini kullanarak Lumbuye’nin Türkiye’de bulunmasını ve ülkelerinin yönetimine yönelik saldırılarını Türkiye topraklarını kullanarak sürdürmesini eleştirdi. Bu gösteri, Türkiye ile Uganda arasındaki ilişkilerde bir kopukluk olduğunu ve Lumbuye Davası’nın bu kopukluğun temel nedeni olduğunu açıkça ortaya koydu. Büyükelçiliğin 18 Eylül’de kapalı kalması ve sosyal medyada Lumbuye’ye deste mesajlarının yaygınlaşması, gerilimin tırmanmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, Uganda’nın yaklaşık 10 yıldır sürdürdüğü savunma alanındaki yakın iş birliğinin sona erdirilmesinin, bölgede ve Afrika’da da benzer ilişkiler için bir uyarı niteliğinde olabileceğini işaret ediyor.