Sağlık arenasında yeni bir uyarı sesi yükseliyor! Dünya Alzheimer Günü’nde, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili endişeli bir tablo ortaya konuldu. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, 2050 yılına kadar Alzheimer ve diğer demans türlerinin Türkiye’de bir kamu sağlığı krizi yaratabileceğine işaret etti.

Bilim insanlarına göre, mevcut eğilimler devam ederse, ülke nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte Alzheimer vakaları 2-2,5 katına çıkarak, yaklaşık 700 bin kişiyi etkileyecek. Bu durum, 65 yaş üstü nüfusun 2050’de %23’e ulaşmasıyla birlikte, Türkiye’nin sağlık sistemleri üzerinde büyük bir yük oluşturacak. Bu durum, bireysel yaşam kalitesini ve toplumsal dinamikleri derinden etkileme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer, beynin karmaşık sinir hücrelerinde ilerleyici bir hasara neden olan, bilişsel yetenekleri yitiren ve günlük yaşamı zorlaştıran bir nörodejeneratif hastalık olarak tanımlanıyor. Hastalığın belirtileri başlangıçta hafif unutkanlıklarla kendini gösterirken, zamanla kişinin hafıza, dil, düşünme ve karar verme süreçlerinde ciddi bozulmalara yol açabiliyor. İlerleyen evrelerde bağımsız yaşamın da tehlikeye girmesine neden olan Alzheimer, modern yaşamın getirdiği zorlukların üstesinden gelmeyi imkansız hale getirebiliyor.

Uzmanlar, hastalığın tedavisinin henüz kesin bir çözüm sunmadığını ancak risk faktörlerinin kontrol altına alınması ve erken teşhisin önemini vurguluyor. Yaşın, hastalık açısından en güçlü risk faktörü olduğunu, aile öyküsünün ve genetik yatkınlığın da rol oynayabileceğini belirtiyorlar. Yüksek tansiyon, diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları gibi yaşam tarzı ile ilişkili faktörlerin yanı sıra, fiziksel hareketsizliğin, sigara ve alkol tüketiminin, sosyal izolasyonun, işitme kaybının, kafa travmalarının ve hava kirliliğinin de Alzheimer riskini artırdığını vurguluyorlar. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesi, düzenli egzersiz yapılması, dengeli beslenilmesi ve sosyal aktivitelere katılması, Alzheimer riskinin azaltılması için önemli adımlar olarak kabul ediliyor.