Yıl 1960, İstanbul’un kalbi Kadıköy Moda’sındaydı. 25 Ocak’ın soğuk gecesinde, sokaklarda yankılanan bir feryat, hayatın akışını sonsuza dek değiştirecekti. Bir taksici, karanlık sokaklarda koşan bir adamı fark etti: "Polis yok mu? Adam öldürüyorlar!" Bu acı haber, o geceye damga vuracaktı.

Taksici, olay yerine vardığında, şok içinde genç bir adamın, 21 yaşındaki Feride ve 2 yaşındaki oğlu ile karşılaştığını gördü. Salonda, 8 aylık hamile Feride ve çocuğunun cansız bedenleri, bir cinayetin acı sonuçlarını gözler önüne seriyordu. Komşuların çığlıkları üzerine harekete geçen polis, olay yerini güvenlik altına aldı ve Cinayet Masası’nın uzmanları incelemeye başlandı. Olay, 1960’ın en büyük trajedilerinden biri olarak kayıtlara geçmişti.

Olay yerindeki ilk incelemelerde, anne ve çocuğun boğularak öldürüldüğü tespit edildi. İkinci Şube Cinayet Masası, detaylı bir soruşturma başlattı. Feride’nin, cinayetten önce cinsel saldırıya uğradığına dair kanıtlar bulunmuştu. Evde, yatakta ve zeminde bulunan kan lekeleri, olayın dehşetini daha da artırıyordu. Ancak, bu kanın kaynağını açıklayacak bir yara, vücutlarda bulunamamıştı. Bu durum, soruşturmanın karmaşıklığını katlayarak artırmıştı.