Yunanistan'ın son dönemde yaşanan deprem aktivitesi, özellikle İstanbul'un sismik hassasiyeti konusunda uzmanların dikkatini çekiyor. Deprem bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, bu olayların İstanbul üzerindeki doğrudan bir tehdit oluşturmadığını vurgularken, jeolojik süreçler ve deformasyon zonları arasındaki karmaşık ilişkiyi de ele aldı.

Son olarak 18-19 Eylül tarihlerinde kaydedilen 4 büyüklüğündeki depremler, Yunanistan'da hissedildi. Ancak Prof. Bektaş, bu sarsıntıların İstanbul'u doğrudan etkileme olasılığının düşük olduğuna işaret etti. Uzman, Şarköy depremi gibi geçmişte yaşanan büyük sarsıntıların ardından bölgede devam eden depremsel hareketliliğin, İstanbul'a doğru bir ilerleme şeklinde değerlendirilmesinin bilimsel bir dayanağı olmadığını savundu. Bu yaklaşımın, jeolojik karmaşıklığı tam olarak yansıtmadığını belirtti.

Bektaş'a göre, bu depremlerin kaynağı, Kafkas Deprimasyon Kuşağı'nın (KAF) kuzey kolunda meydana gelen geniş ve çok sayıda çatlak içeren deformasyon zonunun doğal sismik aktivitesinin bir parçasıdır. Bu zon, bölgede uzun yıllardır devam eden tektonik hareketliliğin sonucu olarak ortaya çıkmış ve çeşitli büyüklüklerde sarsıntılara neden olabilmektedir. Bu nedenle, bu depremlerin İstanbul üzerindeki potansiyel etkileri, daha önceden belirlenmiş ve sürekli takip edilen jeolojik risk faktörleriyle ilişkilendirilmelidir.

Uzmanın açıklamaları, İstanbul'un sismik risk haritasının güncel tutulmasının ve potansiyel tehlikelere karşı hazırlıklı olunmasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Gelecekte benzer olaylar karşısında, bilimsel verilerin doğru bir şekilde analiz edilmesi ve risk değerlendirmelerinin sürekli güncellenmesi, İstanbul'un güvenliğini sağlamak için kritik bir rol oynamaktadır.