Dünyanın dört bir yanındaki çocukların sağlığı üzerinde derin etkileri olan ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen gıda alerjileri, özellikle de fıstık ve yumurta alerjileri, uzun süredir uzmanların ve ailelerin merak konusu olmuştur. Şimdiye kadar yapılan araştırmalar, alerjinin genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşimi sonucu ortaya çıktığını göstermiş olsa da, anne karnında bu riskin önlenebilir olup olmadığı sorusu hala yanıtlanmamıştı. Avustralya'da gerçekleştirilen PrEggNut adlı yenilikçi klinik araştırma, bu soruya ışık tutmayı amaçlıyordu.
Adelaide, Melbourne, Perth ve Sidney gibi büyük şehirlerdeki çocuk hastanelerinde yürütülen PrEggNut çalışması, gebelikte uygulanan beslenme alışkanlıklarının, bebeklerde alerji gelişimine etkilerini detaylı bir şekilde inceledi. 2 bin 137 hamile kadının katılımıyla gerçekleştirilen bu çalışma, ailelerinde alerji öyküsü olan ve yüksek risk grubunda yer alan bireylere odaklandı. Araştırmacılar, annelerin gebeliklerinin belirli bir döneminde farklı beslenme protokolleri uygulamış ve bu protokollerin bebeklerdeki alerji gelişimine etkilerini yakından takip etmişlerdir. Bu yaklaşım, alerji gelişiminin temel nedenlerini anlamak ve potansiyel önleme stratejileri geliştirmek için önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
Çalışmanın merkezinde, annelerin iki farklı grupta beslenmesi yer alıyordu. Bir grupta, anneler haftada en az 6 adet yumurta ve 60 adet fıstık tüketirken; diğer grupta ise standart bir beslenme düzeni uygulanıyordu. 23. haftadan itibaren emzirme dönemi boyunca devam eden bu farklı beslenme programları, bebeklerin 1 yaşına kadar olan gelişim süreçleri boyunca dikkatle analiz edilmiştir. Sonuç olarak, bebeklerin deri delme ve klinik gıda yükleme testlerine tabi tutulması sırasında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Bu durum, anne karnındaki beslenme alışkanlıklarının doğrudan bebeklerin alerji gelişimini etkilemediğini düşündürmektedir.
Ancak, araştırmacılar, bazı bebeklerin 4 aylıkken bile yumurtaya karşı bağışıklık yanıtı geliştirdiğini ve bu durumun alerji riskini artırabileceğini vurgulamışlardır. Bu bulgu, anne karnındaki amniyotik sıvı veya anne sütü yoluyla protein maruziyeti sağlamanın koruyucu bir kalkan oluşturmadığını göstermektedir. Uzmanlar, bebeklerde alerji gelişimini önlemek için anne adaylarına zorlama beslenme programları vermenin bilimsel bir temele sahip olmadığını ve bunun yerine bebeklerin 4 ile 6. aylardan itibaren ek gıdaya geçiş sürecinde doğrudan ve güvenli yöntemlerle alerjenlerle tanıştırılmasını içeren beslenme kılavuzlarına odaklanılması gerektiğini belirtiyorlar. Bu yaklaşım, alerji riskini azaltmak için daha etkili bir strateji olarak kabul edilmektedir.