Türkiye’nin en büyük kurumsal yapılarından biri olan Diyanet İşleri Başkanlığı, son dönemde maliyetli harcamaları ve lüks yaşam tarzıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Bu kez, Denizli İl Müftüsü’nün aldığı yüksek değerli araç, tartışmanın merkezine yerleşirken, bağışların nasıl kullanıldığına dair şüpheleri artırmış durumda. Olay, Diyanet’in idari giderleri ve kamuoyu algısı açısından önemli bir boyut kazanarak, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış.”
Denizli’de görev yapan Abdullah Pamuklu Müftüsü, yaklaşık 1 milyon liraya satın aldığı eski bir otomobilin yerini, piyasa değeri 5 milyon lira olan, sıfır kilometre, yabancı menşeli bir araçla değiştirdi. Bu lüks araç, iddialara göre, ağırlıklı olarak makam hizmetlerinde kullanılmak üzere tasarlanmış, “kuruma hizmet aracı” olarak sınıflandırılmış. Ancak, bu durumun altında yatan finansal kaynağın belirsizliği, kamuoyunda ciddi endişelere yol açmış.”
İddiaya göre, 4 milyon liralık fiyat farkı, Diyanet Vakfı’na yapılan bağışlarla karşılanmıştır. Bu durum, Din-Bir-Sen gibi sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekmiş, “vatandaşın ekonomik zorluklar içinde yaşadığı bir dönemde, bağışların lüks araçlar için harcanıp harcanmadığı” sorusunu gündeme getirmiştir. Sendika, bu konuda gerekli şeffaflığın sağlanması ve hesap verebilirliğin artırılması çağrısında bulunmuş.”
Olayın karmaşıklığı, Müftü Pamuklu’nun konuyla ilgili açıklama yapmaması ve Diyanet İşleri Başkanı’nın bu durumu nasıl değerlendirdiği konusunda bir geri bildirimde bulunmamasıyla daha da derinleşmiştir. Ayrıca, Müftü’nün Diyanet İşleri Başkanı ile yakın ilişkileri ve İnsan Kaynakları Genel Müdürü Sinan Kazancı’ya yakınlığı, atama süreçlerinde etkili olabilecek potansiyel bir “torpil” iddialarına da zemin hazırlamış, kamuoyunda şüpheleri artırmıştır. Bu gelişmeler, Diyanet’in mali yönetimi ve karar alma süreçleri üzerine ciddi eleştiriler getirerek, kurumun itibarını ve güvenilirliğini sorgulanır hale getirmiştir.