Kandil Dağı’nda düzenlenen bir toplantıda konuşan PKK’nın sözde lideri Cemil Bayık, çözüm sürecine dair yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin dikkatini yeniden üzerine çekti. Bayık’ın, Abdullah Öcalan’ın özgürleştirilmesini ve Türkiye’ye dönüşünü şart koşması, sürecin geleceği hakkında ciddi soru işaretleri yarattı. Bu iddialı söylemler, mevcut gerilimli havayı daha da derinleştirdi.

Bayık’ın, Türkiye Meclisi’nin çıkardığı yasanın kendi taleplerine uygun olmadığını ve ‘bizim de yasalarımız’ olduğunu belirtmesi, uzlaşma müzakerelerinde önemli bir engel teşkil ediyor. Ayrıca, demokratik siyaset faaliyeti yapma hakkının ve yasaların değiştirilmesi talebi, mevcut durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye’nin, Kürtlerin hukuksal haklarını garanti altına alması ve onların toplumsal taleplerini dikkate alması gerektiği vurgusu, bu konuda bir başlangıç noktası olarak değerlendirilebilir.

Süreçle ilgili Bayık’ın öne sürdüğü en kritik noktalar arasında, Türkiye devletine olan güven eksikliği ve ‘kayyımlar’ın devam etmesi yer alıyor. Siyasi tutukluların serbest bırakılmaması ve terör listesinden kimsenin çıkarılamaması, çözüm sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için önemli bir engel teşkil ediyor. Bu durum, Türkiye’nin Kürt sorununun çözümü için somut adımlar atması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.