Milli Eğitim Bakanlığı'nın geleceği belirsiz hale geliyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan 2027-2029 Orta Vadeli Planı, eğitime ayrılan kaynaklarda önemli bir düşüşü işaret ediyor. Son dört yılda MEB’e yapılan bütçe desteği, sistematik bir şekilde azalırken, ülkenin geleceği için en kritik alanlardan biri olan eğitime yapılan yatırımın yetersizliği, ciddi endişeler yaratıyor.

On yıl öncesine kıyasla, MEB’in merkezi bütçeden aldığı pay büyük oranda gerilemiş durumda. 2017’de yüzde 13,1’lik bir pay alan MEB, 2027’de bu oranı yüzde 9,8’e düşürmeye hazırlanıyor. Bu durum, eğitimde modernleşme, yenilikçilik ve kalifiye insan gücü yetiştirme hedeflerine ulaşmayı ciddi şekilde zorlaştırıyor. YÖK ve ÖSYM gibi diğer eğitim kurumlarına ayrılan bütçelerle birlikte, toplam eğitim bütçesi 2026’da 2 trilyon 896 milyar lira seviyesine ulaşırken, MEB’in payı bu oranda azalıyor.

MEB’in 2026’daki bütçesi 1 trilyon 944 milyar lira olarak planlanmışken, 2027’de bu rakam 2 trilyon 248 milyar 762 milyon liraya yükseliyor. Ancak bu artış, bütçeden alınan payın yüzde 1,4 oranında düşmesine neden olacak. Bu, MEB’in eğitim alanındaki gücünün zayıflığı ve karar alma süreçlerindeki etkisizliğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Eğitim için ayrılan bütçenin sadece yüzde 7’si mal ve hizmet alımı, yüzde 8,2’si sermaye giderleri ve yüzde 1,98’i dini vakıf ve derneklere ayrılırken, 17 milyon öğrencinin eğitimine sadece yüzde 7’lik bir pay kalıyor.

Türkiye’nin 2027 bütçesi 24 trilyon 854 milyar 241 milyon TL olarak belirlenirken, bu miktar içerisinde MEB’e ayrılan pay 2 trilyon 248 milyar 762 milyon TL seviyesinde yer alıyor. Bu, MEB’in son 10 yılın en düşük bütçesini alacağı anlamına geliyor. Eğitimde yapılacak yatırımların önemi, ülke kalkınmasının ve geleceğin teminatı olan gençlerin yetiştirilmesinde kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle, eğitim alanındaki bütçe azalmalarının, uzun vadede ülkenin rekabet gücünü ve insan kaynakını olumsuz etkileyeceği aşikardır.