Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, son zamanlarda çeşitli platformlarda gerçekleştirdiği faaliyetlerle adından sıkça söz ettiriyor. Bu kez, Mısır’da gerçekleşen bir gezi sırasında, adrese teslim tarzda anlattığı iki fıkra ile dikkatleri üzerine çekti. Gezi sırasında, bir grup iş insanı ve siyasetçi ile birlikte bulunan Arınç, bu fıkralarla eleştirel bir bakış sergilemeye çalıştı, bu durum ise bazı çevrelerde rahatsızlık yaratmaya neden oldu.
Kahire’ye yapılan ziyarette, Arınç’ın otobüste yolculuk ederken anlattığı hikayeler, kısa sürede geniş yankı uyandırdı. İlk fıkrada, çölde susuzluğunu gidermek için diken ile kendi kanının tadına doyamayan bir devenin ‘harese’ hikayesi anlatıldı. Arınç, bu hikayeyi, hırsın ve ihtirasın insanın sonunu getirebileceğine dair bir alegori olarak yorumladı: “Hırs, haris ve ihtiras, ‘harese’den gelmektedir. İnsan doymak bilmez ise hırsı ile kendisine böyle zarar verir ve sonunu getirir.” Bu fıkra, özellikle hırslı ve açgözlü kişilere yönelik bir uyarı olarak değerlendirildi.
İkinci fıkra ise, bir adamın Müslüman mezarlığına ölen köpeğini gömerken yaşananları anlatıyordu. Kadıya giderek şikayet eden adamın, kadının kendisine yaptığı cezayı, köpeğinin ikinci vasiyetini sunarak atlattığı hikayesiyle, adaletin çarpıtılmasını ve rüşvetin etkilerini gözler önüne serildi. Arınç, bu fıkrayla, “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adaleti öldürdüğün gün devlet ölür…” şeklinde, adalet anlayışının bozulmasının ciddi sonuçları olabileceğini vurguladı. Bu fıkra, özellikle kamu görevlilerinin rüşvete bulaşması ve adaleti sağlamakta yetersiz kalması konularına dikkat çekmek amacıyla kullanıldı.
Bu olaylar, TRT’nin FETÖ soruşturması kapsamında Mustafa Aşçı’nın yaptığı suç duyurusuna da yoruldu. Aşçı’nın TRT’deki yolsuzluk iddialarıyla birlikte, Bülent Arınç’ın da şüpheli olarak gösterilmesi, konunun daha da karmaşık hale gelmesine neden oldu. Aşçı’nın suç duyurusunda, TRT’den sorumlu eski Başbakan Yardımcısı Arınç’ın yanı sıra, kurumda FETÖ yapılanması, personel alımları ve ihaleler gibi konularda ihmallerin yapıldığı iddiaları yer aldı. Bu durum, Arınç’ın eleştirilerinin sadece belirli isimlere değil, aynı zamanda kurumsal düzeydeki hatalara da işaret ettiğini gösteriyor.”}