Türk sinema ve tiyatro dünyasının kaybettiği en değerli isimlerden biri Gülsen Tuncer oldu. Özellikle ‘Aşk-ı Memnu’ dizisindeki Arsen Hanım karakteriyle tanınan, uzun yıllar boyunca ekranlarda iz bırakan bu usta sanatçı, 20 Ekim 1945’te Adana’da doğmuştu. Tuncer, sanat hayatına İstanbul’da adım attı ve burada edindiği eğitimlerle Türk sahnesine önemli katkılar sağladı.
Gülsen Tuncer’in sanatı, sadece oyunlarla sınırlı kalmadı. İstanbul Kız Lisesi ve Tarhan Koleji’nde eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde yetkinliklerini geliştirdi. Ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Tepebaşı ve Çağdaş sahnelerinde yönetmen yardımcısı olarak görev yaparak, Türk tiyatrosunun gelişimine önemli katkılar sundu. Şarkı sözü yazarlığı, diyalog çalışmaları, çevre düzeni projeleri ve yapım yönetmenliği gibi farklı alanlarda da yeteneklerini sergiledi.
Sanat hayatının yanı sıra, Gülsen Tuncer aynı zamanda Engin Ayça ile evli olarak sinema dünyasına olan bağlılığını sürdürdü. Son zamanlarda beyin kanseri teşhisi konulan Tuncer, Film-San Vakfı tarafından yakından takip ediliyordu. Vakfın sosyal medya hesaplarından yayımlanan açıklamalarla, sanatçının amansız hastalıkla mücadelesi kamuoyunun gündemine oturmuştu. Tuncer’in bu zorlu süreçte gösterdiği azim ve direnç, onun sanat kariyerinin en önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyordu.
Gülsen Tuncer, yalnızca bir oyuncu olarak değil, aynı zamanda Cumhuriyet değerlerini ve laik Türkiye idealini savunan bir figür olarak da öne çıkıyordu. Toplumsal aydınlanmanın bir parçası olarak sanatını yorumlarken, çağdaş Türk kadınlarına ilham kaynağı olmuştu. Kadın hakları, bilimsel eğitim ve çağdaş değerler gibi konularda aktif olarak yer almış, sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalarıyla da topluma yön verme misyonunu başarıyla yerine getirmişti. Gülsen Tuncer’in kaybı, Türk sinema ve tiyatro dünyası için büyük bir kayıp olarak kabul edilirken, onun mirası da gelecek nesillere aktarılmaya devam edecek.”}h>ç