Doğanın sessizliğine uzanan bir çatışma, Muğla’nın eşsiz coğrafyası üzerinde yeni bir soluk aldı. DSİ’nin Aydın Bölge Müdürlüğü tarafından başlatılan Balcılar Barajı ve HES projesi, bölgedeki hassas ekosistemler ve yerel halkın yaşam biçimi üzerine ciddi endişeler yaratmıştı. Projenin ilk aşaması olan ÇED raporu, yerel mahkemenin incelemesinden geçemeyerek iptal edilmiş, ancak Danıştay’ın bu kararı, projenin kaderini yeniden şekillendirecek bir adım atmıştı.

Mahkeme kararı, orman ekosistemine, biyolojik çeşitliliğe ve yerel tarım faaliyetlerine yönelik potansiyel zararların yeterince dikkate alınmadığını vurgulamıştı. Özellikle, 91.840 ağacın kesilmesi, arıcılık faaliyetlerinin etkilenmesi ve sığla ormanlarının tahrip edilmesi, bölge halkının büyük tepkisini çekmişti. Bu durum, ÇED sürecinin bilimsel kriterlere uygun olarak yürütülmediği yönünde ciddi şüpheler uyandırmıştı. Projenin, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi’ndeki ‘Önemli Doğa Alanı’ ve ‘Orman Alanı’ statüsünde yer alması, bu endişelerin daha da artmasına neden olmuştu.

Danıştay 4. Dairesi’nin yerel mahkemenin kararını bozma gerekçesi, bilimsel değerlendirmelerdeki tutarsızlıkları ortaya koymuştu. Bilirkişi heyetinde farklı disiplinlerden uzmanların görüşleri arasındaki çelişkiler, bilimsel bir değerlendirme yapılmadığına dair şüpheleri artırmıştı. Bu durum, projenin sadece teknik ve ekonomik faydalarını göz önünde bulundurarak, çevresel ve sosyal etkileri yeterince değerlendirmediği yönünde bir eleştiri olarak yorumlanmıştı. Bu nedenle, dosya yeniden bir bilirkişi heyeti tarafından incelenmek üzere gönderilmişti.

Şimdi, Köyceğiz ve Ula’da yaşayan köylüler ve Köyceğiz Çevre ve Doğayı Koruma Derneği, Danıştay’ın kararını, mücadelelerine yeni bir ivme kazandırma fırsatı olarak görüyor. Önemli olan, projenin doğal kaynakları ve yerel halkın yaşamını olumsuz etkilemediğinden emin olmak. Bu süreçte, bilimsel verilerle desteklenmiş bir mücadele yürütmek, ekoloji ve iklim değişikliği konularının da bu davada merkezi bir rol oynamasını sağlamak, bölge halkının haklarını savunmak ve doğanın dengesini korumak öncelikleri olacak. Danıştay’ın bozma kararı, bu hedeflere ulaşmak için daha da güçlü bir motivasyon kaynağı olacaktır.