İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne açılan, 77 tutuklu şahsın yer aldığı ve 414 sanığın adı geçtiği davada dün yapılan 37’nci duruşmada önemli gelişmeler yaşandı. Mahkeme salonunda hakim karşısına çıkan tanıklar, iddialara verdikleri cevaplarla davanın akışını değiştirmeye potansiyelini gösterdi. Duruşmanın en dikkat çekici anlarından biri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı olan Seza Büyükçulha’nın savunmasıydı.
Büyükçulha, iddianamedeki kendisine yüklenen ve 143 eylemde adı geçtiği iddiasına dair şaşkınlığını dile getirerek, “Savcılık makamı, birçok kanıtla bu iddialarını desteklediklerini belirtmelerine rağmen, benim ismim iddianın hiçbir yerinde geçmiyor. Suçlandığım bir eylem, bir olay veya savunulması gereken bir durum söz konusu değil. Bir yıldır, suçsuzluğuma rağmen cezaevinde tutulmaktayım ve bu durumun getirdiği ağır yükü taşımak zorunda kalıyorum. Yerime geçip oturmak, konunun daha fazla dikkat çekebileceğini düşünsem de, bunu yapmayacağım,” diyerek mahkemedeki vebalini dile getirdi. Büyükçulha’nın, cezaevindeki mücadele deneyimini “Arenadaki kastım cezaevi” şeklinde tanımlaması, duruşma boyunca yankılandı.
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde tanık olan Engin Ulusoy, İBB Zabıta Daire Başkanı olarak görev yaparken, mahkeme tarafından dikkatli bir şekilde dinlendi. Ulusoy, savcının iddianamede yer alan 6 örgüt yöneticisinden 4’ünün mevut olduğunu hatırlatarak, İmamoğlu’na yönelik “gizli kasa” suçlamasına dair endişelerini dile getirdi. Ulusoy’un, mahkemedeki ifadeleri, davadaki hassasiyetin ve olası sonuçların boyutunu gözler önüne serdi.
Duruşmanın en çarpıcı anlarından biri ise tanık olarak ifade veren gazeteci Cem Küçük’ün Büyükçulha’ya yönelik sosyal medya paylaşımları üzerine yapılan değerlendirme oldu. Büyükçulha, Küçük’ün 23 Mayıs 2025 tarihinde sosyal medyada kendisini “gizli kasa” olarak tanımladığını hatırlatarak, “Bu paylaşımın zamanlaması, benim uçaktayken yapılmış olması, iddiaların ne kadar manipülatif olduğunu gösteriyor,” diyerek Küçük’ün eylemlerini eleştirdi. Bu durum, davanın siyasi boyutunu da göz önüne serdi ve olayın karmaşıklığını artırdı. Duruşma, yeni delillerin ortaya çıkması ve tanıkların ifadeleriyle daha da derinleşerek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının geleceği hakkında önemli ipuçları verdi.