Yunanistan'ın İsrail'den elde ettiği son savunma teknolojisi, ülkenin güvenlik stratejisi ve ekonomik politikaları üzerinde derin bir şüphe uyandırıyor. Aşil Kalkanı olarak adlandırılan bu hava savunma sistemi, sadece maliyetleri değil, aynı zamanda uluslararası bağımlılık ve potansiyel güvenlik riskleri konusunda ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. Önceki muhalefet partilerinin ve akademik çevrelerin ardından, askeri uzmanların da sert tepkileri, bu sistemin temel sorunlarını ortaya koyuyor.
Emekli Koramiral Stelyos Fenekos, sistemin maliyetinin 3 milyar euro civarında olduğunu vurgulayarak, bu rakamın yalnızca başlangıç olduğunu savunuyor. Fenekos, “Sistemin İsrail'e olan bağımlılığının gerçek maliyetini, bilgi akışı, teknolojik entegrasyon ve operasyonel kontrol gibi unsurlar dahilinde hesaplamalıyız” diyerek, bu durumun Yunanistan'ın savunma yeteneklerini nasıl etkileyeceğini sorguluyor. Ayrıca, anahtarın İsrail’in elinde tutulmasının, Yunanistan’ın stratejik özerkliğini ciddi şekilde zedelediğini belirtiyor.
Emekli Koramiral Vasilyos Martzoukos ise, kaynak kodunun Yunanistan’a aktarılmaması konusundaki endişelerini dile getirerek, bunu “ulusal güvenlik sorununu” olarak tanımlıyor. Martzoukos, kaynak kodunun İsrail kontrolünde kalmasının, sistemin gelecekteki güncellemeleri, bakımı ve adaptasyonu konusunda Yunanistan’ın yetkisini kısıtlayacağını vurguluyor. Ayrıca, füze stoklarının yetersizliği ve sistemin operasyonel ömrünün sınırlı olması, kalkanın etkinliğini ciddi şekilde baltalayabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Bu durum, Ege Denizi’ndeki Yunan adalarının savunması bağlamında da yeni tartışmalara yol açıyor. Emekli Korgeneral Dimitris Pantelatos, Aşil Kalkanı’nın bu tür bir deniz ortamında etkisiz kalabileceğini savunuyor. Pantelatos, “Sistemin, Ege Denizi gibi adalarla dolu ve çeşitli tehditlere maruz kalan bir deniz için uygun olmadığını düşünüyoruz. Füze stoklarının tükenmesi durumunda, sistemin operasyonel kapasitesinin ciddi şekilde azalacağını ve Yunanistan’ın savunma gücünü zayıflatacağını” belirtiyor. Sistemle ilgili detayların şeffaf bir şekilde paylaşılmaması ve maliyetlerin tam olarak bilinmemesi, bu durumu daha da kritik hale getiriyor.”}