İsrail hapishaneleri, son dönemde uluslararası arenada büyük tepki çeken bir soruna sahne oluyor: Filistinli esirlerin sistematik işkence ve insan hakları ihlalleri. Bir dizi önde gelen insan hakları kuruluşu, BM ve uluslararası sivil toplum örgütleri, İsrail’in hapishanelerindeki uygulamalarını kabul edilemez düzeyde buluyor. Bu durum, yerel ve uluslararası hukuk normlarının açıkça ihlal edildiğini gösteriyor.
Raporlara göre, İsrail hapishaneleri, uluslararası hukuk standartlarından tamamen koparak, Filistinli tutuklulara yönelik sistematik bir işkence laboratuvarına dönüşmüş durumda. Bu laboratuvarın en karanlık yönü ise kadın, erkek ve çocuk tutuklulara yönelik uygulanan cinsel istismar, tecavüz, çıplak bırakarak aşağılama ve cinsel tehditlerdir. Bazı raporlar, bu vahşetin, Filistinli esirlerin iradesini kırmak ve onları toplumsal ve psikolojik olarak enkaza çevirmek amacıyla, üst düzey askeri ve siyasi irade tarafından bizzat uygulandığını iddia ediyor. Filistin Esirler Cemiyeti’nden elde edilen verilere göre, 17 Nisan Filistin Esirler Günü’nde paylaşılan bilgilere göre, hapishanelerde 9 bin 600’ü aşan Filistinli tutuklu bulunuyor ve bu sayı düzenli olarak artıyor.
Bu durum, özellikle Filistinli kadın ve çocukların hayatlarını tehdit ediyor. Filistinli mahkumlara tecavüz için köpeklerin kullanıldığına dair iddialar, işkencenin boyutunu daha da vahşileştiriyor. PHRI tarafından yapılan araştırmalar, Ekim 2023-Kasım 2025 döneminde en az 98 Filistinli’nin sistematik işkence, tıbbi ihmal, cinsel şiddet ve kötü muamele sebebiyle yaşamını kaybettiğini ortaya koyuyor. İsrail ordusuna bağlı Sde Teiman Askeri Gözaltı Merkezi, Ofer Askeri Hapishanesi gibi hapishaneler, Filistinli mahkumlara yönelik işkencenin merkezi haline gelmiş durumda. Gazze Şeridi’ne yönelik başlatılan soykırımın ardından, bu hapishanelerde Filistinlilere yönelik kötü muamele sistematik bir devlet politikası olarak uygulanmaya başlanmış.
Uluslararası toplum, bu durumla ilgili olarak BM İşkenceye Karşı Komite (CAT) tarafından İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı muamelenin ‘sistemik bir devlet politikası’ ve işkence olarak tanımlanması üzerine harekete geçiyor. ‘Guantanamos’ olarak adlandırılan Negev Çölü’ndeki Sde Teiman gözaltı merkezi, Filistinli tutukluların gözleri bağlı ve elleri kelepçeli şekilde kafeslerde tutulduğu, Gazze Şeridi’nden alıkonulan kişilere uygulanan cinsel istismar, işkence başta olmak üzere insanlık dışı suçlarla biliniyor. Bu raporlar, İsrail’in insan hakları ihlallerinin, sadece bir ülkenin değil, tüm uluslararası hukukun ve insanlığın vicdanının ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.”}”>```json5